Şiyar Be Platformu, Kürdistan kentlerinde artan uyuşturucu kullanımı ve çeteleşmeye karşı geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamayla kapsamlı bir mücadele programı başlattı. “Rabin (Kalkın)” şiarıyla başlatılan çalışmaya çok sayıda kurum katılırken, kentlerde kapsamda nöbet eylemleri, basın açıklamaları ve halk toplantıları yapılacak.
Çalışmalara kadınlar ve gençler öncülük ederken, Amed’te madde bağımlılığının yoğun olduğu ilçelerde örgütlenme faaliyetlerine başlandı.
Hamlenin hem eğitim hem de toplum ayağında çalışma yürüteceklerini belirten Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) 2 No'lu Şube Eşbaşkanı Serhat Kılıç, başlatılan farkındalık çalışmasının büyük önem taşıdığını vurgulayarak, bütün toplumun bu mücadeleye destek vermesi gerektiğini söyledi.
'BİREYSEL DEĞİL TOPLUMSAL BİR SORUN'
Mücadelenin daha geniş bir toplumsal zemine taşınması amacıyla yeni bir süreç başlatıldığını belirten Kılıç, özellikle gençler arasında yoğunlaşan uyuşturucu, kumar ve çeteleşmenin ciddi boyutlara ulaştığına dikkat çekti.
İki yıl önce bağımlılıkla mücadele amacıyla Şiyar Be Platformu’nun kurulduğunu hatırlatan Kılıç, “Hem insanları bilgilendirmeye hem de bilinçlendirmeye dönük çok sayıda çalışma yapıldı. Ancak bu çalışmalar istenilen noktaya ulaşamadı. Toplum içinde daha etkin olmak ve bağımlılığa karşı daha güçlü yanıt üretmek amacıyla 'Rabin' adıyla yeni bir hamle başlatıldı. Bu hamlenin hedefi yalnızca birkaç kurumla değil, bütün toplumla ve bütün kurumlarla örgütlenmeyi sağlamak. Her yurttaşın kendisini bu hamlenin bir parçası ve sorumlusu olarak görmesi gerekiyor. Çünkü bağımlılık sadece bir bireyin ya da bir ailenin değil, bütün toplumun sorunudur” dedi.
'ÖĞRETMENLERE BÜYÜK SORUMLULUK DÜŞÜYOR'
KESK ve Eğitim-Sen'in de platform bileşenleri arasında yer aldığını belirten Kılıç, yeni süreçte sahada daha aktif çalışmalar yürüteceklerini söyledi. Bağımlılığın özellikle çocuklar ve gençler üzerinden yayıldığına işaret eden Kılıç, öğretmenlerin bu noktada önemli bir sorumluluğu bulunduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
“Yaptığımız meslek gereği toplumla birebir temas kuruyoruz. Biz öğretmenler olarak hem öğrenciler hem de aileleri üzerinden bilinç ve farkındalık oluşturmayı hedefliyoruz. Okullarda ve okul dışında, toplumun içinde bu çalışmaları yürütmek istiyoruz. Diyarbakır'da yaklaşık 28 bin öğretmen görev yapıyor ve her gün binlerce öğrenciyle temas kuruyor.
En büyük bilinçlendirme önce öğretmenler arasında başlamalı. Bağımlılık bizim temel gündemlerimizden biri olmalı. Her öğretmen görev yaptığı okulda ve bulunduğu çevrede sorumluluk alırsa ciddi bir değişim yaratılabilir. Biz çözümün bir parçasıyız ancak asıl çözüm toplumun kendisindedir.”
'HERKES KURUM GİBİ DAVRANMALI'
Bağımlılıkla mücadelenin yalnızca eğitim faaliyetleriyle sınırlı kalamayacağını belirten Kılıç, kamu kurumları, yerel yönetimler ve toplumun tüm kesimlerinin ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi. Kılıç, “Resmi kurumlar, belediyeler ve bütün kuruluşlar sorumluluk üstlenmeli. Herkes bir kurum gibi davranmalı. Sokakta uyuşturucu ticaretine ya da kullanımına tanık olduğunda sorumluluk alabilmeli. Sadece kendi çocuğumuzu ya da kendi mahallemizi değil, bu tehlikeyle karşı karşıya olan bütün gençleri korumamız gerekiyor. Başka çocuklar güvende değilse bizim çocuklarımızın da güvende olması mümkün değildir” dedi.
'BU DURUM NORMALLEŞTİRİLMEMELİ'
Bağımlılığın toplumda yeterince tepkiyle karşılanmadığına dikkat çeken Kılıç, bunun normalleştirilmemesi gerektiğinin altını çizerek, “Bağımlılık, topluma ve bireylere büyük zarar vermesine rağmen hak ettiği tepkiyi görmüyor ve adeta normal bir durummuş gibi karşılanıyor. Oysa uyuşturucu, toplumun ahlaki değerlerini de tahrip ediyor. Bunun ne kadar büyük bir sorun olduğunu herkesin görmesi ve anlatması gerekiyor. Bu sorunun da diğer toplumsal sorunlarla beraber ele alınması gerekiyor” diye vurguladı.
'OKULLARDAKİ ÇALIŞMALAR YETERSİZ'
Bu noktada okullarda yürütülen çalışmaların da eksik olduğuna işaret eden Serhat Kılıç, şunları aktardı:
“Okullarda yürütülen çalışmalar yeterli değil. Eğitim kurumları bu konuda görevini layıkıyla yerine getirmiyor. Uyuşturucu meselesi tek başına değerlendirilemez. Çeteleşme, kumar ve diğer bağımlılık türleri birbirini besleyen sorunlardır. Bu nedenle herkes sorumluluk almalı. Bütün kurumlar ve toplumun tüm kesimleri, ideolojik farklılıklarını bir kenara bırakarak ortak akılla hareket etmeli. Radikal söylemlerden uzak, kapsayıcı ve ortak bir mücadele yürütülmesi gerekiyor.”