Önder Apo’nun 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı tarihi çağrının ardından başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Kürt sorununa demokratik çözüm arayışları devam ediyor. Bu çerçevede yakın zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunularak kabul edilen ve ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanan çerçeve yasa, Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Söz konusu yasa sürecin ilerletilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirilirken, Kürt sorununa köklü ve kapsamlı bir çözüm sunmadığı gerekçesiyle eleştirilerin de odağında yer alıyor.
Süreç kapsamında yaşanan gelişmeler Türkiye, Kürdistan ve bölgede olduğu gibi uluslararası alanda da yakından takip ediliyor. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ndeki gelişmeleri, Kürt meselesini uzun süredir yakından takip eden İsviçre Federal Parlamento Milletvekili Fabian Molina ile konuştuk.
‘YASA SADECE BİR BAŞLANGIÇ’
Türkiye’deki gelişmeleri yakından takip ettiğini belirten ve süreç kapsamında TBMM tarafından kabul edilen yasanın önemli olduğunu ifade eden Molina, düzenlemeyi kalıcı barışa giden yolda atılmış bir başlangıç adımı olarak değerlendirdi.
Molina, devamla şunları ekledi:
“Yapılan yasal düzenleme konusunda bir uzlaşıya varılması önemli. Bu yasa, gerçek, adil ve kalıcı bir barışa yönelik sürecin başlangıcıdır. Bu anlamda TBMM’de kabul edilen yasanın önemli olduğunu düşünüyorum. Ancak bu kesinlikle yolun sonu değil. Çünkü hâlâ açıkta olan ve gelecekte ele alınması gereken birçok soru var.”
‘SORUN ONLARCA YILDIR BÜYÜK ACILARA YOL AÇTI’
Kürt sorununun köklü ve tarihsel bir mesele olduğuna dikkat çeken Molina, çözümün de buna uygun biçimde kapsamlı olması gerektiğini vurguladı.
Türk devleti ile Kürt halkı arasındaki çatışmaların onlarca yıldır devam ettiğini hatırlatan Molina, “Bu, çok sayıda kurbana, can kaybına ve büyük acılara yol açmış bir trajedi. Bu nedenle artık bu sorunları bir barış süreci içerisinde ele almaya çalışmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bunların parlamentoda, yani demokratik bir tartışma çerçevesinde ele alınması da önemli” diye konuştu.
‘KÜRT HALKININ KİMLİĞİ VE DİLİ KONUSUNDA SORULAR AÇIKTA’
Mevcut düzenlemenin tek başına Kürt sorununun çözümü için yeterli olmadığına işaret eden Molina, Kürt halkının kimliği ve dil haklarının yanı sıra Türkiye’nin demokratikleşmesinin de sürecin temel başlıklarından biri olması gerektiğini söyledi.
Molina, “Yasaya rağmen birçok mesele hâlâ belirsizliğini koruyor. Kürt halkının kimliği, Kürtçe ve aynı zamanda Türk devletinin demokratikleşmesi bunların başında geliyor” dedi.
Bir taraftan Kürt meselesinin çözümü tartışılırken öte yandan muhalefete dönük saldırıların da kabul edilemez olduğunu vurgulayan Parlamenter Molina, şunları kaydetti:
“Muhalefete yönelik uygulamalar kaygı verici. Hukuk devleti, demokrasi ve insan haklarının güvence altına alınması için daha fazla adım atılması gerekir. Uluslararası toplumun da bu değerleri desteklemek ve sürecin bu aşamada durmamasını sağlamak konusunda bir sorumluluğu var.”
Çıkan yasanın yanı sıra iktidarın sürece ilişkin siyasi iradesini de somut biçimde ortaya koyması gerektiğini vurgulayan Molina, “Bundan sonraki süreçte hükümetin iradesini göstermesi ve varılan anlaşmalara uyma konusundaki kararlılığını kanıtlaması önemli” dedi.
‘KARŞILIKLI GÜVEN İNŞA EDİLMELİ’
Çıkan yasanın yanı sıra bundan sonraki aşamada taraflar arasında karşılıklı güvenin oluşturulmasının süreç açısından belirleyici olacağını kaydeden Molina, “Hukuki düzenlemeler tek başına yeterli değil. Şimdi önemli olan, her iki tarafın da karşılıklı güveni teşvik etme ve oluşturma yönünde ilerlemesidir. Bu süreç aynı zamanda siyasi bir mesele. Her iki tarafın da mevzuatın ve üzerinde anlaşmaya varılanların uygulanacağına güvenmesi gerekiyor. Bu, daha sonra hâlâ açık olan diğer noktaların ele alınabilmesi açısından önemli” ifadelerini kullandı.
‘KÜRT HALKININ DİL VE KÜLTÜREL KİMLİK HAKKI ÇÖZÜLMELİ’
Sürecin ilerleyebilmesi için Kürt halkının temel haklarının güvence altına alınmasının önemine dikkat çeken Molina, “Kesinlikle hâlâ açık olan konulardan biri Türk devleti içerisindeki Kürt halkının haklarıdır. Bu, dil hakkını ve kültürel kimlik hakkını da kapsıyor. Cezaevlerindeki siyasi tutukluların durumunun da çözülmesi gereken başlıklardan biri. Hala cezaevinde bulunan siyasi tutukluların durumu ve bu çatışma sırasında işlenen, mevcut yasada ele alınmayan suçlarla ne yapılacağı da açıkta kalan meseleler arasında” diye konuştu.
‘TÜRKİYE, ÖNDER APO’NUN DURUMUNDA YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMELİ’
Sürecin temel aktörü olan Önder Apo’nun statüsünün de belirlenmesi gerektiğini ifade eden Molina, Türkiye’nin uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini kaydetti.
Molina, “Türkiye, Avrupa Konseyi üyesidir ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraftır. Uluslararası yükümlülükleri gereği Türkiye’nin bazı hakları güvence altına alma yükümlülüğü vardır. Adil yargılanma hakkı ve açık bir mahkeme kararıyla sonuçlanan bir yargılama olmaksızın özgürlükten mahrum bırakılmama hakkı bunların arasındadır” dedi.
Önder Apo’nun durumunun yalnızca siyasi boyutuyla değerlendirilmemesi gerektiğine işaret eden Molina, “Dolayısıyla bu mesele sadece barış sürecinin devamında ele alınması gereken siyasi bir mesele değil; aynı zamanda hukuki bir mesele ve Avrupa düzeyindeki uluslararası yükümlülüklerle ilgili bir meseledir. Bence bunu her zaman hatırlatmak önemli” ifadelerini kullandı.
‘ULUSLARARASI TOPLUMUN SORUMLULUĞU VAR’
Uluslararası toplum tarafından Türkiye’ye uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerinin hatırlatılması gerektiğini söyleyen Molina, devamla şunları ekledi:
“Uluslararası toplumun, Türk devletine uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini hatırlatma ve bunlara uyulmasını sağlama sorumluluğu var. Çünkü bu her zaman gerçekleşmiyor. Uluslararası toplumun aynı zamanda barışın geliştirilmesi ve korunmasında da sorumluluk üstlenmesi gerekir. Jeopolitik açıdan önemli bir ülke olan Türkiye’nin adil ve kalıcı bir barışa ihtiyacı var. Bu nedenle uluslararası toplumdan ve ayrıca kendi ülkem İsviçre’den bu sürecin devamında daha aktif bir şekilde rol almasını bekliyorum.”