Tarihimiz, direnişimizin ifadesidir

Tarihimizde yaşanan direniş, başka hiçbir halkın tarihinde bu biçimde yaşanmamıştır. Tarihimiz, direnişimizin ifadesidir. İnsanlığı insan olmaktan uzaklaştıran sisteme karşı ne kadar direnir ve özümüzde ne kadar ısrar edersek, o kadar başarılı olacağız.

ZINARÎN DEVRÎM

Kürtler, her dönem bir kahramanla tanınmış ve o kahramanıyla direniş tarihine damgasını vurmuştur. 21. yüzyılda da Önder Apo öncülüğünde gelişen kahramanlık kimliği bir kez daha tarih sahnesindeki yerini alıyor. Bu yüzyılın kahramanları Önder Apo ile Kürdistan gerillalarıdır.

Bilindiği gibi Kuzey Kürdistan’da Özgürlük Hareketi şehitlerinin anmaları yapılıyor. Binlerce kişi şehitlerinin etrafında bir araya geliyor ve onları uğurluyor. Elbette bu yalnızca bir anma değildir; bu buluşma, yıllardır sürdürülen mücadelenin de ifadesidir. Eğer bugün Kürt davasının şehitleri rahatlıkla karşılanabiliyorsa, bu bizim kahramanlarımızın emeği ve direnişi sayesindedir. Onlar, Önder Apo’nun ve özgürlük mücadelesinin takipçileridir.

Birkaç yıl öncesine dönüp bakıldığında, ailelerimizin çocuklarının cenazelerini nasıl karşıladıklarını hatırlayabiliriz. İnkar, imha ve tecrit politikaları nedeniyle şehitlerimiz tabutlarda, kargo kutularında ve torbalarda ailelerine teslim ediliyor ya da hiç teslim edilmiyordu.

Kürtlüğün adının tüm Türkiye’de yasak olduğu, hatta söylenmesinin bile haram sayıldığı dönemler vardı. Kürtlüğün adını söyleyen kişinin bunu fısıltıyla dile getirmesi gerekiyordu. Şehitlerimiz zorluk ve direniş içerisinde anılıyordu. Fakat bugün Kuzey Kürdistan’da ve Türkiye kentlerinde şehitlerimizin nasıl görkemli bir şekilde karşılandığına tanık oluyoruz. “Bê Serok Jiyan Nabe” ve “Şehit Namirin” sloganlarıyla Kürdistan’ın kahramanları anılıyor.

Bu, Önder Apo’nun yürüttüğü Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin emeğidir. Bu gerçekleri iyi görmeli ve buna göre yaklaşmalıyız. Eğer Önder Apo’nun emeği ve gerillaların direnişi olmasaydı, şehitlerimizin böylesine görkemli bir şekilde karşılanması mümkün olmazdı.

Önder Apo’nun ortaya koyduğu projenin üzerinden iki yıl geçerken, toplumsal barışın oluşmasını istemeyenler bundan rahatsızlık duyuyor. Her defasında anlamsız sözlerle Önder Apo’nun projesini boşa çıkarmaya çalışıyor.

Ancak Önder Apo, ısrarı, gücü ve özgür iradesiyle provokatörlerin karşısında duruyor. Şehit anmalarında da bazı şeyler yapmak ve direnişimizin gerçekliğini tersyüz etmeye çalışmak isteyebilirler. Fakat halkımızın bu girişimler karşısında dikkatli olması gerekir. Çünkü biz, çok büyük bir direniş tarihine sahibiz. Tarihimizde yaşanan direniş, başka hiçbir halkın tarihinde bu biçimde yaşanmamıştır. Elbette diğer halkların direnişlerini küçümsemiyoruz; fakat Kürt halkının direndiği ölçüde hiç kimse direnmemiştir.

Çünkü halkımız her anlamda imha kıskacına alınmış, Kürdistan topraklarına gelen bütün egemenler Kürt halkını ortadan kaldırmaya çalışmıştır. Bu nedenle, kimliğimizin tanınmasının eşiğindeyken bu tarihsel günlere her biçimde sahip çıkmamız gerekir.

AMED HALKININ SAHİP OLDUĞU GÜÇLÜ İRADENİN TEMELİ ZİNDAN DİRENİŞİNDEN GELMEKTEDİR

Amed kentinin de direnişte büyük bir rolü ve emeği vardır. Şêx Seîd’den Nûman ve Delallara kadar direniş ve özgürlük bayrağı nasıl taşındıysa, bugün de aynı ruhla taşınmaktadır. Amed, 1978’den bu yana kapısını devrimci evlatlarına açmış Kürdistan kentlerinden biridir. PKK’nin ilk kongresi Amed’de gerçekleştirildi.

Tarihe damgasını vuran ilk direnişlerden biri de Amed Zindanı’ndaki direniş oldu. Bu nedenle Amed ve halkının Kürt devriminin damarlarından biri olduğunu söylüyoruz. Heval Kemal, Mehmet Hayri, Akif, Necmi ve Amed Zindanı’nın bütün direnişçileri mücadelelerinin izini Amed’de bıraktı. Amed halkının bugün sahip olduğu güçlü iradenin temeli zindan direnişinden gelmektedir. Yani öncüleri Mazlum Doğan, Rahşan, Çiyager ve Nûcan’dır. Sur, özyönetim mücadelesine, Lice ise Özgürlük Hareketi’nin inşasına sahiptir.

Bu kentlerin duruşuyla bugün Zilan, Armanc, Agir ve arkadaşları kahramanlık mücadelesine damgasını vurdu. Tarihimizde, özgürlük uğruna değerli evlatlarını feda eden anneler ve babalar var. İşte bu, bizim direnişimizin adıdır. Varlığımız ve kimliğimiz böyle duruşlarla kesinleşmektedir.

Bugün şehitlerimiz Kürdistan’ın her yerinde anılıyor. Elbette bu yoldaşların karşılanması yalnızca birkaç günlük yas töreniyle sınırlı kalmamalıdır. Onların anılması, her birimizde özgürlük ölçülerinin yeniden inşasına dönüşmelidir. Kürt olmanın ölçülerine sahip olan herkes mücadele alanında yer almalı ve şehitlerimizin anılmasına layık bir emek sahibi olmalıdır.

Şehitlerimiz de bizden bunu istiyordu. Kararlarında ve sözlerinde her zaman özgür bir yaşamın ve özgür bir halkın inşası vardı. Bu nedenle köylerimizde, kentlerimizde ve sokaklarımızda şehit yoldaşlarımızın çalışmaları sürdürülmelidir.

Özgürlük Hareketi’nin şehitlere bağlılık temelinde mücadelesini sürdürdüğünü biliyoruz. Bütün gerilla yoldaşların sözlerinden şunu duyuyoruz: “Şehitler geçmişimiz ve geleceğimizdir.” Buradan şehitlerin değerinin ne kadar paha biçilemez olduğunu anlıyoruz.

Her şehit bir kahraman ve bir efsanedir. Yıllar boyunca verdikleri emekle Kürtlük değerlerine sahip çıkmaya çalıştılar. Tereddüt etmeden, bireysel yaşamın peşinden gitmeden canlarını ülkeleri için feda ettiler. O yoldaşlar, özgür yaşama bağlılığı sonuna kadar istediler ve gerçekleştirdiler.

Bugün de bizden onların hayalini, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne katılım ve başarıyla gerçekleştirmemizi bekliyorlar.

Ne olursa olsun, varlığımızı başarıyla sürdürme gücümüzü korumalı ve hep birlikte buna sahip çıkmalıyız. Yazının başlığında da belirttiğimiz gibi, tarihimiz direnişimizin ifadesidir. İnsanlığı insan olmaktan uzaklaştıran sisteme karşı ne kadar direnir ve özümüzde ne kadar ısrar edersek, o kadar başarılı ve kendimiz olacağız.

Yol haritamızı şehitlerin ölçüleriyle belirlemeliyiz. Kendimizi onların çizgisinde inşa etmeli ve yeniden şekillendirmeliyiz. Özgür bir kişilik yaratmak, şehitlerin ölçülerini hayata geçirmek demektir.

Bu nedenle yazımızın sonunda şunu söylüyoruz: Şehitlerimiz varlığımız ve özümüzdür. Hep birlikte, Kürtlerin varlığının tanınmasının başarısıyla onlara sahip çıkalım.