Özgürlük Hareketi şehitlere bağlılık temelinde inşa edilmiş ve bugüne kadar bu değerler temelinde mücadelesini sürdürmüştür. Kürdistan’da Önder Apo öncülüğünde, halkların değerleri adına ortaya çıkan hareket, ilk gününden bugüne kadar binlerce şehit vermiş ve her şehadet, özgürlük mücadelesinin yükselmesinin nedeni olmuştur. Bugün Türkiye kentlerinde ve Kürdistan’da ortaya çıkan tablo bu gerçeği doğrulamaktadır. Kürt halkı, özgürlük davasının şehitlerini İstanbul’da kitlesel ve gururlu bir şekilde karşıladı. İstanbul’da ortaya çıkan görüntüler, Kürt halkının özgür bir yaşam konusundaki kararlılığıydı. Kürdistanlıların bu duruşu, kendi kutsal değerleriyle özgür bir gelecek yaratabileceklerini ortaya koydu. Şehit anneleri, şehit fotoğraflarını kaldırarak özgürlük şehitlerinin anılmasına öncülük ettiler.
Kürdistan’da Önder Apo öncülüğünde başlatılan mücadele, büyük öncü Haki Karer’in şehadetinden bugüne kadar Özgürlük Hareketi ve Kürt halkı, yaşanan her şehadeti kendileri için bir mücadele gerekçesine dönüştürdü. Önder Apo, Kürdistan’da dayatılan imha siyasetine karşı mücadeleyi hedeflemekle kalmadı; aynı zamanda Kürt toplumunu her yönden çürüten soykırım ve asimilasyon anlayışını da mücadele konusu haline getirdi. Bugün şehitlerin anmasında ortaya çıkan duruş, Kürdistan’da ölüm ve yaşamın anlamının yeniden tanımlandığını ve yaşama geçirildiğini gösterdi. Kürdistan tarihinde, Kürt halkının davası nedeniyle yaşanan her ölüm, halkın sesinin bastırılmasına neden olmuş ve geçen her gün, ölüm sessizliğini de Kürdistan’a hâkim kılmıştır.
Fakat Özgürlük Hareketi’nin ortaya çıkışına ve büyümesine baktığımızda, yaşanan her şehadet mücadelemizi büyütmenin nedeni olmuştur. Haki Karer’in şehadetiyle parti nasıl kurulduysa ve Kürt halkının en büyük umudu haline geldiyse; Egît, Bêrîtan, Zîlan, Sara, Kemal ve Hayri’nin şehadetleri de yeni yollar açtı ve birer çizgi haline geldi. Bugün Adar, Agir, Firat, Ekîn, Raperîn, Rûbar ve İstanbul’un 35 kahramanının şehadetiyle direniş kültürü bir kez daha sürdürüldü ve mücadele için daha büyük bir imkân yaratıldı. Barış ve Demokratik Toplum süreci, bu kahramanların ve yiğitlerin direniş ve mücadelesiyle bu aşamaya ulaştı. Kürt halkı bugün onurlu bir barış için mücadele ediyor. İstanbul’da gerçekleştirilen anmada halkın duruşu ve kararlılığı bunu bir kez daha doğruladı. Şehit anneleri, özgürlük davasının şehitlerinin fotoğraflarını gururla taşıyarak şehitlerin anılmasına öncülük etti.
KÜRDİSTAN TOPRAĞI ŞEHİT KANIYLA SULANDI
Ortaya çıkan bu görkemli duruş, Kürdistan’da ölüm ve yaşam kavramlarının her yönden değiştiğini ve direniş anlamıyla doldurulduğunu göstermektedir. Kendini feda etmenin ve bir amaç uğruna yaşamanın ne anlama geldiğini ortaya koymaktadır. İstanbul’da gerçekleştirilen anmada yalnızca Kürt halkının kahramanları karşılanmadı; bütün halkların şehitleri karşılandı. Kürdistan’da ve tüm Ortadoğu’da halkların kültürleri ortaktır. Bu nedenle özgür toplumun değerleri de ortaktır. İstanbul’un 35 Kürt evladı, ailelerin Kürdistan’dan göç etmesi nedeniyle kendi ülkelerinden uzak bir şekilde, kapitalist modernite sistemi içerisinde büyüdü. Kürdistan’daki işgal planları Kürt halkının evlatlarını topraklarından ne kadar uzaklaştırmış olursa olsun, onları kendi öz kültürlerinden uzaklaştırmayı başaramadı.
Kürt halkının en güzel evlatları, Türkiye metropollerinde büyümüş olsalar da kendilerini Kürt ve Kürdistan davasından koparmadılar. Her biri farklı zamanlarda Özgürlük Hareketi saflarına katıldı. Bu katılım, işgal planlarını her açıdan boşa çıkardı. Özgür insan arayışını daha da anlamlı hale getirdi. İstanbul gibi bir yerden yola çıkarak Kürdistan dağlarına ulaşmaları, mücadelenin sınırlarını tanımayan bir özgürlük yolculuğunu gözler önüne sermektedir. Kürdistan dağlarında şehitler öncülüğünde geliştirilen mücadele ve direniş, gerçek anlamda yaşamanın anlamını da yeniden tanımladı. Savaş tünellerinde verilen direniş, özgür insanların iradesini ve kararlılığını gözler önüne serdi. Özgürlük Hareketi’nin şehitleri, “Bir damla kanımız kaldığı sürece, bir parça kemiğimiz kaldığı sürece direneceğiz ve katliamcı düşmanın işgaline asla izin vermeyeceğiz” sözüyle direniş ve kararlılık düzeylerini ortaya koydular.
Kürdistan’ın toprakları yalnızca özgürlük şehitlerinin teriyle değil, şehitlerin kanıyla sulandı. Bugün Kürdistan’ın ovaları, kayalıkları ve dağları şehitlerin izleri ve hatıralarıyla anlam kazanmıştır. Kürdistan toprağı, Kürt halkı ve Kürdistan’ın bütün devrimcileri için her zaman, her an korunması gereken kutsal bir toprak haline gelmiştir. Kürdistan Özgürlük şehitlerine verilebilecek en doğru bağlılık, şehitlerin hayallerini ve amaçlarını gerçekleştirmekle mümkündür. Şu anda sürdürülen mücadele bu temeller üzerinde devam etmektedir. Şehitlere sahip çıkmanın ve onların değerlerini korumanın en doğru yolu, zafer bayrağını onurla taşımak ve mücadeleyi sürdürmektir. İstanbul’un 35 kahramanı arasında olan Demokratik Modernite gerillası Baran Doxan, Özgürlük Hareketi saflarında 13 yıl boyunca büyük bir aşkla yer alan ve mücadelenin son anına kadar coşkuyla direnişe katılan gerillalardan biridir. Gerilla Baran Doxan, Kürdistan’ın bütün dağlarında emek vermiş ve mücadelenin geliştiği her yerde unutulmayacak izler bırakmıştır.
HER ŞEHİT ÖZGÜR YAŞAM FELSEFESİ HALİNE GELDİ
Bu kahramanlardan biri de heval Hêvîdar Şîrvan’dır. O, direnişçi bir kadın olarak gururla ve tereddütsüz bir biçimde mücadelenin bütün alanlarında devrimin her çalışmasına ve faaliyetlerine katılmıştır. Bütün yoldaşları arasında emekçi ve içten duruşuyla unutulmayacak izler bırakmıştır. Kadınların geleceğinin güvenli ve özgür olması için bütün gücü ve inancıyla mücadeleye katılmıştır. Bu duruşu ve mücadelenin bütün alanlarına katılımıyla yoldaşlarına ve Kürt halkının tamamına unutulmayacak bir miras bırakmıştır. Önder Apo’ya bağlılık, bütün Kürdistan şehitlerinin yaşamlarının son anına kadar mücadele etmeleri ve ölümsüzlük düzeyine ulaşmaları için yeterli olmuştur. Bugün her şehit özgür yaşam felsefesi haline gelmiştir.
İstanbul’un kahramanları, toplumun geleceği için büyük bir bilinç ve inançla mücadeleye katıldı. Şehitlerin mücadelesinin sonucunda bugün Kürt halkının varlığının tanınması sağlanmıştır. Şehitlerin değerlerine sahip çıkmakla birlikte artık Kürt halkının ve tüm toplumun özgürlüğünü kazanma zamanıdır. Şehitlere sahip çıkmanın en doğru anlamı, mücadelenin büyütülmesiyle ortaya konulabilir. İstanbul’daki anmada öne çıkan mesajlar, Kürt halkının kendi toplumunun değerlerine sahip çıkacağını göstermiştir. Şehitlerin direniş bayrağı, mücadelenin sürdürülmesiyle zafere ulaştırılabilir. Kürt halkı ve Kürdistan kahramanlarının yoldaşları bunun için hazırdır. Önder Apo’nun İmralı’da 27 yıl boyunca geliştirdiği direniş, şehitlerin değerlerine sahip çıkmakla tanımlanmıştır. Önder Apo, “Şehitlerimizi toprağa değil, yüreğimize emanet ediyoruz” sözüyle şehitlere sahip çıkmanın en doğru anlamını ortaya koymuştur.