Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis’ten geçen çerçeve yasanın hayata geçirilmesiyle birlikte, düzenlemenin kapsamı dışında bırakılan başlıklar yeniden gündeme geldi. Yasanın silahların bırakılması ve buna bağlı hukuki süreçlere ilişkin hükümler içermesine rağmen, Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü ve hukuki statüsüne ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmaması, sürecin bundan sonraki aşamasına dair temel tartışma başlıklarından biri oldu. Kürt sorununun demokratik ve kalıcı çözümü açısından Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün sağlanması ve statüsünün tanımlanmasına yönelik atılacak adımların, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin geleceği açısından belirleyici olacağı belirtiliyor.
Konuya ilişkin DEM Parti Sêrt Milletvekili Sabahat Erdoğan Sarıtaş ANF’ye değerlendirmede bulundu.
‘TÜRKİYE PARLAMENTOSU TARİHİNDE NADİR RASTLANAN BİR OY ÇOĞUNLUĞUYLA GEÇTİ’
Yasanın önemine dikkat çeken Sabahat Erdoğan Sarıtaş, düzenlemenin gecikmeli ve eksikliklerle birlikte Meclis’ten geçtiğini belirterek şöyle konuştu: “Öncelikle yasa hem çok gecikmeli hem de çok eksikle beraber, belki Türkiye Parlamentosu’nun tarihinde nadir rastlanan bir oy çoğunluğuyla, temsil çoğunluğuyla geçti. Bizim için önemli bu yasa. Zira 1,5 yılın, daha doğrusu 2 yıla yaklaşmış bir sürecin en somut, pratik adımıdır diyebiliriz. Biz sahada karşılaştığımız, ‘Devlet niye adım atmıyor?’, ‘Biz güvenmiyoruz’ kaygılarının çok az bir şekilde, elbette yasanın pratik uygulamasıyla bağlantılı olarak, toplumda bir adım atılmış olmanın güveni ortaya çıkacaktır. ‘Olabilir mi?’ sorusu artık biraz kamuoyunda hâkim oldu. En azından bizim mahallede bu böyle.”
‘YAZILI OLMASI YETMEZ, PRATİĞİ ÖNEMLİ’
Sabahat Erdoğan Sarıtaş, yasanın uygulanmasına ilişkin tartışmaların önemine işaret ederek, “Yasanın uygulanması çok önemli. Çünkü bundan sonrası için nasıl uygulanacağı, elbette sadece yazılı olarak olmuş olması, pratikte nasıl uygulanacağını da aslında bir şekliyle belirliyor. Evet, yazılı var ama bunun pratiği nasıl olacak? Örneğin gelişler nasıl olacak? Cezaevlerindeki çıkışlar nasıl olacak? Dolayısıyla önümüzdeki süreç hem sürecin akıbeti, selameti açısından, önümüzdeki dönem atılacak adımlar açısından pratik hâli çok önemlidir. Şimdi devam eden görüşmeler, kurulan komisyonlar önemlidir. Biliyorsunuz bir kurul oluşacak ve o kurulun alt komisyonları oluşacak. Üç tane TDYK, kamuoyunda ifade edilen; Tespit, Teyit ve Taahhüt. Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın da taahhütte aktif rol alacağı, koordine edeceği komisyonun aslında pratiğini herkes merakla bekliyor” ifadelerini kullandı.
‘GECİKME, YENİ KAYGILARA SEBEBİYET VERMEMELİ’
Demokratik Toplum Süreci’nde yaşanan gecikmelerin toplumda kaygı ve endişeye neden olduğunu belirten Sabahat Erdoğan Sarıtaş, “Bu süreçte aslında bizim söylediğimiz, 2 yıldır devam eden sürecin geciken, kamuoyunda, halkta kaygılara, endişelere yer veren, buna sebebiyet veren bu gecikmenin bundan sonraki süreç için olmaması gerekiyor. Dolayısıyla pratik bir şekilde bir an önce bu komisyonların kurulması ve artık pratize edilmesi gerekiyor” dedi.
‘CEZAEVLERİNDE BEKLEYEN BİNLERCE SİYASİ TUTSAK VAR’
Sürecin yalnızca yasal düzenlemeyle sınırlı olmadığını ifade eden Sabahat Erdoğan Sarıtaş, cezaevlerindeki siyasi tutsakların durumuna ve Avrupa’da ya da diasporada bulunan Kürt siyasetçilerin dönüşüne dikkat çekti: “Cezaevlerinde bekleyen binlerce siyasi tutsak var, onların tahliyesi var. Yine Avrupa’da, diasporada siyasetten, demokratik siyaset yürüttüğü için sürgün olan bir sürü Kürt siyasetçinin dönüşü var. Ve yine en önemlisi, halkın tamamının neredeyse gözü kırsaldan dönüşlerde, özgürlük hareketinin sahaya ya da ülkeye dönüşünde. Dolayısıyla bu hem çok önemli, çok tarihsel bir süreç. Aynı zamanda beraberinde provokasyona sebebiyet verecek bir sürü handikapı da olan bir süreçtir. O sebeple bundan sonrası için bu adımların atılması hem pratik anlamda hem de sürecin selameti açısından önemlidir.”
‘ARTIK HİÇBİR PARTİ KÜRT SORUNUNU GÖRMEZDEN GELEMEZ’
Yasanın yüksek bir temsil ve oy çoğunluğuyla kabul edilmesinin siyasi açıdan önemli bir mesaj taşıdığını söyleyen Sabahat Erdoğan Sarıtaş, “Süreç başlamadan önce Sayın Öcalan’ın 27 Şubat çağrısından sonra onlarca halk toplantısı, binlerce halk buluşması, Türkiye’nin çeşitli kurumlarıyla, dernekleriyle, sivil toplum örgütleriyle yapılan toplantıların aslında sonucu olarak gelinen aşamada hem Meclis’ten çıkan sonuca da baktığımızda yüksek, dediğimiz gibi, belki Cumhuriyet tarihinde ilk defa bu kadar yüksek bir temsil ile bir yasa kabul edildi. Aslında bunu da şöyle okuyabiliriz: Artık Türkiye’de siyaset yapan hiçbir parti bu sorunu görmezden gelemez. Dolayısıyla hem hükümet hem de ilgili diğer siyasi bütün partiler de bu anlamda rol ve misyonlarını yerine getirmelidirler. Evet, bir sorun var. Bu, özgürlük hareketinden bağımsız olarak Kürt halkının sorunu. PKK’nin çıkışı sebep değil, sonuçtur” ifadelerine yer verdi.
‘KADIN HAREKETLERİ VE SİVİL TOPLUM DA SÜRECE DAHİL OLMALI’
Sürecin yalnızca siyasi partiler arasında yürütülecek bir süreç olarak ele alınmaması gerektiğine dikkat çeken Sabahat Erdoğan Sarıtaş, “Dolayısıyla bu saikle yaklaşılıp bundan sonraki adımlara da hem Meclis’teki diğer siyasi partilerin hem de bütün sivil toplum örgütlerinin, bütün kadın hareketlerinin özellikle bu sürece dahil edilmesi gerekiyor. Ümit ediyoruz ki bundan sonraki süreç pratik, hukuka uygun ve ona uygun devamını getirecek adımların atılması için bir adım olmuş olsun ve bütün toplumun da en azından beklentisi bu anlamda karşılık bulsun” diye konuştu.
‘KÜRT HALKININ EN TEMEL SORUSU SAYIN ÖCALAN’IN ÖZGÜRLÜĞÜ’
Halk toplantılarında ve buluşmalarında en fazla gündeme gelen başlıklardan birinin Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü olduğunu belirten Sabahat Erdoğan Sarıtaş, “Olması gereken bütün Kürt halkının da beklediği bir durumdur. Biz o toplantıları yaparken, süreç başladığından bu yana gittiğimiz her yerde Sayın Öcalan’ın özgürlüğü, fiziki koşulları ve cezaevindeki siyasi tutsakların en başta sorulan ve merak edilen başlıklar olduğunu gördük. Hatta Kürt halkının neredeyse tamamı Sayın Öcalan’ın özgürlüğüyle direkt bağlantılı olarak buluyor bu süreci. Devletin Sayın Öcalan’a yaklaşımı, Kürt halkına yaklaşımıdır değerlendirmeleri çok sıkça karşımıza çıkan, sıkça bunu soran; Sayın Öcalan’ın koşulları ne olacak? Fiziki özgürlüğü ne olacak? Elbette bu önümüzdeki dönemin en temel soruları, en temel cevabıdır aslında” diye konuştu.
‘YENİ YASAL ADIMLARIN BAŞINDA SAYIN ÖCALAN’IN ÖZGÜRLÜĞÜ OLMALI’
Çerçeve yasanın sürecin yalnızca başlangıcı olduğunu ifade eden Sabahat Erdoğan Sarıtaş, “Bundan sonraki süreçte, evet, bir adım atıldı. Önümüz, sürecin yolunun taşlarının ilk adımı atılmış, ilk taşı konulmuş oldu. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte elbette biz biliyoruz ki bu süreçte Sayın Öcalan’ın fiziki koşulları, bu geçirdiğimiz 2 yıl sürecinde, çağrı yapıldığından bu yana Sayın Öcalan’ın fiziki koşulları özgür çalışır ve özgür hareket edecek şekilde olsaydı şu an süreç çok başka bir noktada olabilirdi.
Dolayısıyla bundan sonrası için de bence en başta düzenlemelerin, yeni atılacak yasal adımların en baştaki şeyin Sayın Öcalan’ın statüsünün ve fiziki özgürlüğünün sağlanacağı yasalar olmalıdır” ifadelerini kullandı.
‘YASA ÇOK EKSİK, AĞIR MÜEBBET TUTSAKLAR DA KAPSAMA ALINMALI’
Çerçeve yasanın 2005 sonrası dönemi kapsamamasının da önemli bir eksiklik olduğunu belirten Sabahat Erdoğan Sarıtaş, bu konuda halktan yoğun tepki ve soru aldıklarına dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı: “Dolayısıyla biliyorsunuz bu, 2005 sonrasını kapsamayan bir yasadır aynı zamanda. Şu anda en çok karşılaştığımız sorulardan biri yine odur. Yasa çıkar çıkmaz binlerce telefon, halkta, gittiğimiz yerlerde herkesin bize sorduğu: Niye yasanın tamamını kapsamadığı, yasanın bu anlamıyla çok eksik olduğu, özellikle başta Sayın Öcalan olmak üzere ve diğer bütün ağır müebbet tutsakları da kapsaması gerektiğini söylüyoruz. Onun için bundan sonraki süreç için atılması gereken en önemli adımlardan biri de Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğü ve özgür çalışır koşullara kavuşması ve elbette diğer bütün kapsam dışı kalan arkadaşların tamamını kapsayacak bir yasal düzenleme yapılması.”