Başûr’da egemen sistemin derinleştirdiği şiddet, kadınları katlediyor

Başûr’daki sistemin derinleştirdiği şiddet, kadın cinayetleri ve intiharlarla her geçen gün ağırlaşıyor. Kadınlar ise haklarını güvence altına alacak yasal düzenlemeler ile mevcut siyasal ve toplumsal yapının köklü biçimde değiştirilmesini talep ediyor.

KADIN DOSYASI

Başûrê Kurdistan’da kadın özgürlük mücadelesi, ulusal kurtuluş arayışıyla iç içe geçmiş köklü bir tarihe sahiptir. Leyla Qasim’dan kadın peşmergelere ve günümüz aktivistlerine uzanan bu mücadele, BAAS rejimi ve Saddam Hüseyin’in zulmüne karşı verilen ağır bedellerle şekillendi. Ancak 1991 sonrası dönemde demokratik vaatlerden rant ekonomisine ve aşiretçi tekçiliğe geçiş, kadın mücadelesinde ciddi yaralar aldı. Bu yaralar, kadınları bugün artan yoksulluk, şiddet, siyasal dışlanma ve umutsuzluk kıskacında bıraktı.

İLK MÜCADELE YILLARI

Kadınlar, BAAS rejimin iktidara geldiği 1960’lı yıllardan 2003’te Saddam Hüseyin’in devrilmesine kadar baskı ve inkar politikalarıyla karşı karşıya kaldı. Fakat 1970’li yıllar, Kürt kadın mücadelesinin hem kurumsallaştığı hem de BAAS rejiminin baskılarına karşı kitlesel bir direnişe dönüştüğü bir dönem oldu. Kadınlar, kendilerine dayatılan rollerin dışına çıkarak siyasal ve toplumsal alanda rol üslenmeye başladı. Kuşkusuz, Başûr’da mücadele denildiğinde akla ilk gelen kadınlardan biri Leyla Qasim’dır.  Ancak Margaret George Shello, Mulazim Halîme, Hêro İbrahim Ahmed ve Nahide Ahmed Reşid de ilk kadın peşmergeler olarak dağlarda BAAS rejimine karşı aktif mücadele yürüten isimlerdendi.

CELLADINDAN MERMAHET VE AF DİLEMEDİ

Bu mücadelenin simgelerinden biri olan Leyla Qasim, 1952’de Xanaqin’de doğdu. Bağdat Üniversitesi’nde sosyoloji okurken Kürt öğrenci hareketine katıldı, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile bağ kurdu ve BAAS rejimine karşı siyasi ve örgütsel çalışmalar yürüttü. 1974’te tutuklanan Leyla, ilk idam edilen Kürt kadın olarak adını mücadele tarihine yazdırdı.

“Ben, halkımla ve mensubu olmaktan şeref duyduğum partimin mücadelesiyle gurur duyuyorum. Tek isteğim, bana verilen görevi başaramadığım için Allah’ın beni affetmesidir. Ben ölüme hazırım. Bir cellattan merhamet ve af dilemem” sözleriyle çıktığı darağacında direnişini binlerce kadına miras bıraktı. “Bûka Kurdistanê” olarak anılan Leyla’nın idamı, binlerce Kürt gencini ve kadını harekete geçirdi. Artık mücadele yalnızca şehirlerde değil, dağlarda da sürüyordu.

ENFAL VE HALEPÇE’DE DİRENDİLER

1987-1989 yılları arasında süren Enfal Soykırımı ile 1988 yılında gerçekleştirilen Halepçe Katliamı sırasında binlerce kadın kitlesel göçe ve sistematik şiddete maruz kaldı. Bu süreçte kadın peşmergeler, KDP ve Yurtseverler Birliği (YNK) saflarında lojistik destek, haberleşme, istihbarat ve doğrudan çatışmalarda görev aldı. Saddam’ın kimyasal saldırıları karşısında ailelerini korumak ve ulusal direnişi sürdürmek için büyük fedakarlıklar gösteren kadınlar, 1991 Kürt ayaklanmasında da öncü bir rol üstlendi.

KAZANIMLAR VE KADIN TEMSİLİYETİ

Kadınlar, Saddam rejiminin devrilmesinin ardından KDP, YNK ve diğer siyasi partilerde daha aktif rol üstlenerek siyasete atıldı. Verdikleri mücadele sonucunda parlamentodaki kadın kotası yüzde 30’a çıkarıldı. Her ne kadar Ekim 2024'te gerçekleştirilen parlamento seçimlerinin üzerinden yaklaşık 20 ay geçmesine rağmen hükümet henüz kurulmamış olsa da parlamentoda 33 kadın milletvekili görev yapıyor. Kadınlar ayrıca eğitimden kültür-sanat kurumlarına, sivil toplum örgütlerinden kadın dernekleri ve sığınma evlerine kadar birçok alanda önemli kazanımlar elde etti.

ERKEK EGEMEN SİSTEM ÖLDÜRÜYOR

Günümüzdeki tablo ise pek iç açıcı değil; aksine, ciddi ve tehlikeli bir boyuta ulaşmış durumda. Erkek egemen sistem, yolsuzluk, aşiretçi yönetim anlayışı ve siyasi rant düzeni kadınlara nefes aldırmıyor. Bunun sonucunda özgür kadın örgütlenmesi sınırlı kalıyor ve mevcut kurumlar siyasi baskılardan dolayı faaliyet yürütemiyor. Ancak 70’li yıllardan bu yana örülen direniş hattından cesaret alan kadın aktivistler, kadın cinayetleri, “namus” cinayetleri, erken evlilikler, ev içi şiddet ve yasal korumanın yetersizliğine karşı kampanyalar, protestolar ve farkındalık çalışmaları yürütüyor. Süleymaniye ve Hewlêr’deki hükümetlerden kadın haklarını güvence altına alacak yasal düzenlemeler talep ediyor. Ayrıca yolsuzluk karşıtı protestolarda, maaş krizlerinde ve kamu hizmetlerindeki aksaklıklara karşı da mücadele ediyor.

KATLİAM VE İNTİHARLAR ARTIYOR 

Bu yapısal sorunlar, en acı şekilde kadın cinayetleri ve kadın intiharlarında kendini gösteriyor. Yoksulluk, egemen zihniyetin baskısı, siyasi belirsizlik ve sistematik şiddet, kadınları intiharlara sürüklüyor. Sadece 2025’te 69 kadın, en yakınındaki erkek tarafından katledildi; onlarca kadın ise intihar etti. Birçok vaka başlangıçta “intihar” veya “aile içi anlaşmazlık” olarak kayıtlara geçirilse de aktivistler, bu vakaların önemli bir bölümünün planlı cinayetlerin veya sistematik şiddetin sonucu olduğunu belirtiyor.

RADİKAL DÖNÜŞÜM ŞART

Başûr’da kadın özgürlük mücadelesi, erkek egemen sistemin yarattığı risklerle karşı karşıya bulunuyor. Artan kadın cinayetleri ve intiharlar, sistemin kadınları ne denli yalnız ve korumasız bıraktığını açıkça gösteriyor. Gerçek bir demokratik dönüşüm için kadınların özerk ve güçlü biçimde örgütlenmesi, yolsuzluğa son verilmesi, aşiretçi yönetim anlayışının tasfiye edilmesi, kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesi ve karar alma mekanizmalarında eşit temsiliyet ile özerkliğin sağlanması büyük önem taşıyor.

BİTTİ.