Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Kadın Parti Meclisi (PM), 18 Temmuz'da Wan'da gerçekleştirdiği toplantının sonuç bildirgesini açıkladı. Bildirgede, Barış ve Demokratik Toplum Süreci, bölgesel siyasal gelişmeler ve örgütsel çalışmalar değerlendirilirken, kadınların demokratik toplumun inşasındaki rolüne dikkat çekildi.
Bildirgede, kapitalist modernitenin uzun yıllardır savaş politikalarını farklı biçimlerde sürdürdüğü belirtilerek, Ortadoğu'da yaşanan çatışmaların ulus devlet politikaları ve küresel güç mücadeleleriyle bağlantılı olduğu ifade edildi.
Kadınların demokratik siyaset alanındaki rolünün belirleyiciliğine vurgu yapılan DBP Kadın Parti Meclisi’nin sonuç bildirgesinin devamında şu ifadeler yer aldı:
“Toplumun yarısını oluşturan, aynı zamanda tarihsel olarak toplumsallığın kurucu öznesi olan biz kadınların demokratik siyaset alanında nasıl bir mücadele hattı oluşturacağı belirleyici önemdedir. Binlerce yıldır bu sistemleri tanıyor, çözümlüyor ve onlara karşı mücadele ediyoruz. Küresel kapitalist sistemin birer parçası hâline gelen bölge devletlerinin Kürdistan, Ortadoğu ve Türkiye'de izlediği politikalar ile yaşanan çok boyutlu krizlerin en ağır sonuçlarını kadınlar yaşamaktadır. Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısıyla birlikte yaptığı değerlendirmelerde de vurguladığı üzere; kadınların onurlu ve kalıcı barışın sağlanması, barışın toplumsallaşması ve demokratik toplumun inşasında özne ve öncü olarak yer almaları tarihsel bir sorumluluktur. Tüm kadınlar bu bilinç ve sorumlulukla mücadeleyi büyütecektir. Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması, özgür çalışma koşullarının oluşturulması ve baş müzakereci olarak kadınlarla yüz yüze görüşmeler gerçekleştirebilmesi, barışın kalıcılaşmasına önemli katkılar sunacak tarihsel bir gerekliliktir. Barışın kalıcılaşması ve demokratik toplumun inşası herkes için olduğu kadar kadınlar açısından da yaşamsal önemdedir. Bu sürecin en önemli adımlarından biri olan kök yasanın bir an önce çıkarılarak yürürlüğe konulması, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinde önemli bir eşiğin aşılmasını sağlayacaktır.
Kapitalist modernitenin tarihsel eril zihniyet temelinde yarattığı kadın ve doğa kırımının ulaştığı düzey ortadadır. Kadın kırımı, kültür kırımı ve çocuk kırımı, bu sistemin yarattığı tahribatın en ağır sonuçlarıdır. Son altı ayda kamuoyuna yansıyan verilere göre, TKDF'nin açıkladığı rakamlar en az 201 kadının erkek şiddeti sonucu yaşamını yitirdiğini göstermektedir. Bu tablo, kadına yönelik saldırıların coğrafya tanımaksızın her yerde sistematik biçimde sürdüğünü ortaya koymaktadır. Kadınların sistematik biçimde katledilmesine yol açan bu kastik yapılarla mücadele yaşamsal bir zorunluluktur. Binlerce yılda inşa edilen erkek egemen zihniyetle mücadelede çeşitli eğitim çalışmaları da büyük önem taşımaktadır.
Sonuç olarak; Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlük, barış ve demokratik toplum perspektifine sahip çıkmayı, fiziki özgürlüğü sağlanıncaya kadar mücadeleyi büyütmeyi, kadın kazanımlarını büyütmeyi ve halklarımızın ortak geleceğini kadın öncülüğünde inşa etmeyi temel sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Demokratik toplumun kurucu öznesi olan kadınlar, bu sürecin hem taşıyıcısı hem de en güçlü güvencesidir. Mücadelemiz; özgür kadın, özgür toplum ve eşit yaşam hedefi doğrultusunda kararlılıkla sürecektir.”