GÖRÜNTÜLÜ

Mehtap Sakinci: Kadın cinayetleri politiktir

Avukat Mehtap Sakinci, kadınların barış ve adalet mücadelesindeki rolüne dikkat çekerek, “Bilinçli olmak için daha çok kadını kaybetmek zorunda olmamalıyız. Kadın cinayetleri politiktir, siyasidir” dedi.

MEHTAP SAKİNCİ

10 Ekim Barış Derneği kurucularından avukat Mehtap Sakinci, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 11’inci yılında barış, adalet ve kadın mücadelesini ANF’ye değerlendirdi.

Kadın cinayetlerinin politik olduğuna dikkat çeken Mehtap Sakinci, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini ve 6284 sayılı yasanın uygulanmasındaki yetersizlikleri eleştirdi. Kadınların barışın inşasında önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan Mehtap Sakinci, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü öncesinde kadınları yan yana durmaya ve mücadeleyi büyütmeye çağırdı.

‘KADINLAR BARIŞ MÜCADELESİNİN ÖNEMLİ BİR PAYDAŞIDIR’

DAİŞ'in 10 Ekim 2015’te gerçekleştirdiği Ankara Gar Katliamı’nda eşi avukat Uygar Coşgun’u kaybeden Mehtap Sakinci, 11 yıl önce barış mitinginde yaşamını yitirenlerin anısını ve barış özlemini her platformda dile getirmeye devam ediyor.

Kadınların barışın inşasındaki rolünün tartışıldığı konferansta bulunmaktan duyduğu heyecanı dile getiren Mehtap Sakinci, “Kadınların yan yana durduğu ve gerçek manada kadınların barışı inşa etmedeki rolünün önemli bir şekilde altının çizildiği bu etkinlikte olmayı gerçekten heyecanla karşıladım” dedi.

Kadınların bir araya gelerek toplumsal mücadeledeki güçlerini yeniden hatırlattıklarını belirten Mehtap Sakinci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu ülkede, bu dünyada, yaşadığımız konjonktürde kadın olmanın ve kadın olarak ortaya konulan gücün hiç azımsanmayacak bir noktada olduğunu kendimize hatırlatarak aslında bu ülkedeki barış, demokrasi ve emek mücadelesinin ne kadar önemli bir paydasında olduğunu gösteriyoruz birbirimize.”

‘DURUŞMA SALONLARI KADINLARIN GÜCÜYLE AYAKTA DURUYOR’

10 Ekim Barış Derneği’nin başkanlığını yaklaşık 10 yıl boyunca yürüttüğünü, son bir yıldır ise bu görevi arkadaşlarına devrettiğini belirten Mehtap Sakinci, derneğin kuruluş sürecini ve katliamda yakınlarını kaybeden kadınların yürüttüğü adalet mücadelesini anlattı.

Katliamın ardından yürütülen hukuk mücadelesinde kadınların sesinin ve dayanışmasının belirleyici olduğunu ifade eden Mehtap Sakinci, şunları söyledi:

“Son bir yıldır arkadaşlarımıza devrettim süreci. Ama hâlâ bu sürecin inşası noktasında bir kadın olarak, eşini kaybetmiş bir kadın olarak, bu ülkede bedel ödemiş bir kadın olarak; bu işin bir kadın üzerinden ne kadar zor yürüdüğünün de aslında canlı tanıklarından biriyim.

Biz derneği kurarken yaşamını yitiren insanların aileleri olarak, evlatlarını kaybetmiş babalarla birlikte ben eşini kaybetmiş bir kadın olarak yola çıkmıştım. Bu süreçte kadının sesinin, kadının gücünün, kadının haykırışının, kadının gözyaşının ve yine evlatlarını kaybeden kadınların ne kadar çok ses getirdiğini biliyorum.

Bugün duruşmaları devam eden 10 Ekim yargılaması kapsamında duruşma salonları yine kadınların gücüyle ayakta duruyor. Kadın avukat meslektaşlarımın sesiyle yankılanıyor.”

‘BARIŞIN KADINLAR ELİYLE GELECEĞİNDEN ŞÜPHE DUYMUYORUM’

Barışın inşasında kadınların üstlendiği sorumluluğa ve dayanışmanın gücüne dikkat çeken Mehtap Sakinci, kadınların bir araya gelmesinin barış mücadelesini güçlendireceğini vurguladı.

Mehtap Sakinci, şöyle konuştu:

“Şu vurguyu yapmanın değerli olduğunu düşünüyorum: Bu ülkeye barış gelecekse ve barışın inşa edilmesi noktasında da birileri elini taşın altına koyacaksa hiç şüphesiz bunların yine kadınlar eliyle olacağına dair şüphe duymuyorum.

Şunu da hatırlatmamız gerekiyor belki de böyle platformlarda: İnsan insanın acısını sağaltır, kadın da kadının yurdudur. Ve acı çeken, bedel ödeyen, bu ülkede gerçekten hak mücadelesi noktasında en önde yürüyen kadınların yine kadınlara ihtiyacı var. Ancak kadınlar bir araya geldiğinde daha yüksek sesle, daha güçlü bir şekilde barışı getirebiliriz diye düşünüyorum.”

‘İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN ÇEKİLİNDİ, 6284 YETERSİZ KALIYOR’

25 Kasım yaklaşırken Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini hatırlatan Mehtap Sakinci, kadınları şiddetten korumaya yönelik yasal düzenlemelerin ve uygulamaların yetersizliğini eleştirdi.

Kadın cinayetlerinin politik olduğunu vurgulayan Mehtap Sakinci, şu ifadeleri kullandı:

“Her geçen gün bir kadın cinayetiyle sarsılıyoruz ve bu cinayetlerin en nihayetinde politik saiklerle işlendiğini biliyoruz. Bu anlamıyla mevcut yasal düzenlemelerin en önemlisi İstanbul Sözleşmesi’nin kabul edilememesiydi bu ülkede.”

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un kadınları korumada yeterli olmadığını belirten Mehtap Sakinci, yasal düzenlemelerin hazırlanmasında ve uygulanmasında eril zihniyetin etkili olduğunu söyledi.

Mehtap Sakinci, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“6284 sayılı yasanın tanımı aile içi şiddetle çok sınırlandırıldığı için yeterli kalmıyor. Bu sebeple erkek, eril şiddetini güçlendirecek bir noktaya geldi.

Bugün maalesef birçok yasanın eksik olduğunu belirtiyoruz ama özellikle kadının şiddetten korunmasına dair yasalar noktasında yine uygulayıcılarının eril olduğu düşünüldüğünde, yasanın eril bir mantıktan hareketle oluşturulduğu düşünüldüğünde zaten bir sonuç alınamayacağını biliyoruz.

Bunun ancak tamamen yeniden ele alınacak, yeniden başka bir temele oturtulacak bir platformda tartışılabileceğine inanıyorum ben.”

Kadın cinayetlerinin politik olduğunu yineleyen Mehtap Sakinci, mevcut iktidar değişmeden kadına yönelik şiddette gerileme sağlanabileceğine inanmadığını belirtti.

Mehtap Sakinci, “Aslında anayasanın bize en fazla temin etmesi gereken şey yaşam hakkımızın korunması. Bu ülke ucuz ölümler ülkesi maalesef” dedi.

‘SİSTEM KADININ MAĞDUR OLMASINI BEKLİYOR’

Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde devletin bütün kurumlarının sorumluluğu bulunduğunu belirten Mehtap Sakinci, mevcut yasal düzenlemelerin uygulanmasında ciddi sorunlar yaşandığına dikkat çekti.

Kadınların şikâyetlerinin yeterince ciddiye alınmadığını ifade eden Mehtap Sakinci, şöyle konuştu:

“Uygulama anlamında kadının beyanının esas olduğu pek çok dosyada kadının yeterince ciddiye alınmamasının temel sebebi bu ülkede alışılagelmiş bazı basmakalıp davranışların olması.

İktidarın özellikle erkeğin gücünü daha çok güçlendirmeye yönelik politikalarından ötürü bu konuda ilerleme sağlanamadığını görüyoruz.

Uygulamada kadın erkekten şikâyetçi oluyor ama savcılık ve kolluk makamı bununla ilgili şikâyeti ciddiye almıyor. Defalarca belki kadının mağdur olmasını bekliyor sistem. Ve her seferinde kıl payı belki hayatta kalıyor kadın ya da kıl payı o şiddetin mağduru olmaktan kendini kurtarabiliyor.”

‘25 KASIM’DA DA KADINLAR YAN YANA OLMALI’

Kadın Destek Uygulaması (KADES) gibi mekanizmaların önemli olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını belirten Mehtap Sakinci, kadına yönelik şiddetle mücadelede toplumsal bilincin geliştirilmesi ve ortak hareket edilmesi gerektiğini söyledi.

Kadınların yaşam hakkının sürekli tehdit altında olduğunu vurgulayan Mehtap Sakinci, “Bir gün daha yaşayabiliyorsa insan kendini şanslı sayıyor bugün. Kadınlar için ise bu durum çok çok daha yüksek oranlarda. Bu anlamıyla topyekûn bir mücadelenin parçası olarak kendimizi konumlandırmak zorundayız” dedi.

25 Kasım öncesinde kadınların alanlarda yan yana durması gerektiğinin altını çizen Mehtap Sakinci, eylem ve örgütlenme çağrısını şu sözlerle yineledi:

“Kadına yönelik şiddet karşısında daha büyük ve etkili etkinlikler, eylemler, ses getirecek şeyler yapmak zorundayız artık geldiğimiz nokta itibarıyla.

Kadınların artık gerçek manada bu 25 Kasım’da bir arada durmaya, seslerini daha çok yükseltmeye, daha fazla politik olmaya ihtiyaçları olduğunu belirtmek istiyorum. Çünkü kadın cinayetleri politiktir, kadın cinayetleri siyasidir.”

‘DAHA ÇOK KADINI KAYBETMEK ZORUNDA OLMAMALIYIZ’

Kadınların yaşadığı şiddete karşı dayanışmanın ve ortak mücadelenin önemini bir kez daha vurgulayan avukat Mehtap Sakinci, bütün kadınlara birlikte hareket etme çağrısında bulundu.

Mehtap Sakinci, sözlerini şöyle tamamladı:

“Kadınların kendilerinden başka da kimseleri yok diyerek bu anlamda empatiden daha fazlasının yapılması gerektiğini düşünüyorum. Bilinçli olmak için daha çok kadını kaybetmek zorunda olmamalıyız. Bir arada durmaya, safları sıklaştırmaya ve daha politik olmaya çağrıda bulunuyorum bütün kadınlar için.”