GÖRÜNTÜLÜ

'Yargı cinsiyet eşitsizliğini derinleştiriyor'

Avukat Berfin Atuğ, “Cezasızlık politikalarıyla, yargı ve kolluk pratikleriyle ve hedef haline getiren söylemlerle cinsiyet eşitsizliğini derinleştiren sisteme karşı örgütlü mücadeleyi büyütmeliyiz” dedi.

KADIN, ADALET VE HAFIZA NÖBETİ

Kürdistan ve Türkiye'de kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri artarken, kadınların yaşam hakkına yönelik tehditler ve faillerin cezasız kalması gündemdeki yerini koruyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre, 2026 yılının ilk altı ayında Türkiye genelinde 150 kadın katledildi, 151 kadının ölümü ise şüpheli olarak kayıtlara geçti. Eylül ayında ise 28 kadın cinayeti işlendi, 19 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu.

Yaşanan bu duruma dikkat çekmek amacıyla Adalet ve Hafıza Nöbeti başlatan Amed Şiddetle Mücadele Ağı, dört haftadır nöbet eylemlerini sürdürüyor. Eylemlerde katledilen kadınların hikayeleri okunarak kadın cinayetlerine ve cezasızlık politikalarına tepki gösteriliyor.

Kadın katliamlarının yalnızca rakamlardan ve fotoğraflardan ibaret olmadığına dikkat çeken kadınlar, her nöbette, artarak katledilen kadınların fotoğraflarını taşıyor.

Cezasızlık politikasının kadınların yaşamını hedef aldığını belirten kadınlar, yaşananlara ilişkin ajansımıza konuştu.

'ERKEKLER KORUNUYOR'

Kadın cinayetlerinin kentte arttığına dikkat çeken İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şube Başkan Yardımcısı Suzan Mehmetoğlu, kadınların çoğunlukla yakınlarındaki erkekler tarafından şiddete maruz bırakıldığını söyledi.

“Bizim buradaki eylemimizin amacı kadınlara ses verebilmek, kadınların sesini yetkililere duyurabilmek. Faillerin ceza almaları ve salıverilmelerinin önüne geçebilmek için bu eylemi gerçekleştiriyoruz” diyen Suzan, “Son zamanlarda Diyarbakır’da da kadın cinayetleri oldukça arttı ve bu cinayetleri işleyenler genelde kadınların yakınları, eşleri, kardeşleri ya da sevgilileri oluyor. Yakın zamanda çok bariz bir örnek de yaşandı. Rojda Odabaşı derneğimize başvurdu. Yanında olmamızı, kendisine destek vermemizi talep etti. Hukuki açıdan herhangi bir talebi olmadı; sadece yanında olmamızı, ses vermemizi istedi. Düşünün, sizin alt komşunuz ya da bir komşunuz, ortada bir sorun yokken gelip sizi kurşunlayabiliyor. Bu ne anlama geliyor? Kadınların hayati tehlikesi gerçekten had safhada” diye konuştu.

'İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE GERİ DÖNÜLMELİ'

Kadınların yaşamına kasteden erkeklerin sistem tarafından korunduğuna dikkat çeken Suzan Mehmetoğlu, “Eğer korunmasalardı, büyük cezalar alsalardı bu erkekler cesareti kendilerinde bulamaz, kadınların hayatına kastetmezlerdi. Devletin bir an önce özellikle İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönmesi ve kadın haklarını savunan bütün mekanizmaların devreye girmesi gerekiyor. Kadın hakkı insanlık hakkıdır” dedi.

'HAFIZAYI DİRİ TUTMAK İSTİYORUZ'

Avukat Berfin Polat Atuğ da yaptıkları eylemle her hafta kadınların yaşam öykülerini ve adalet arayışlarını kamusal alana taşıyarak toplumsal hafızayı diri tutmaya çalıştıklarını söyledi.

Berfin Atuğ, “Bizler bu kentte, bu memlekette kadının varlık, hakikat ve eşitlik mücadelesini kendisine dert edinenler olarak neredeyse her hafta katledilen, şiddete maruz kalan, kaybettirilen, istismar edilen, devletin baskı ve zor aygıtlarının hedefi haline getirilen kadınlar ve çocuklar için bir araya geliyoruz. Katledilen kadınların yaşamlarını, öykülerini, şiddet öykülerini ve aslında adalet arayışlarını kamusal alana taşıyarak toplumsal hafızayı diri tutmaya çalışıyoruz. Burada bulunan tüm sivil toplum örgütleri, sınırlılıklarının çok üzerinde bir mücadele yürütüyor” ifadelerini kullandı.

Cezasızlık politikalarının ve yargı pratiklerinin cinsiyet eşitsizliğini derinleştirdiğini belirten Berfin Atuğ, “Devletin yasal ve yapısal gücüne sahip olan bir yerde değiliz. Dolayısıyla cezasızlık politikalarıyla, yargı ve kolluk pratikleriyle, hedef haline getiren söylemleriyle ve iktidar politikalarıyla bu cinsiyet eşitsizliğini derinleştiren sisteme karşı örgütlü mücadeleyi büyütmek bizim için çok önemli. Bu nedenle her salı nöbet tutmaya ve kadınlarla dayanışmaya devam edeceğiz. Tüm kadınları da bu dayanışmayı büyütmeye davet ediyoruz” dedi.

'TABLO ÇOK KARANLIK'

Kadın cinayetlerinin normalleştirilmesine tepki gösteren Berfin Polat Atuğ, erkek şiddetinin sistemin farklı mekanizmaları tarafından yeniden üretildiğini vurgulayarak şunları söyledi:

“Sistemin tüm mekanizmalarıyla birlikte erkekliği her gün, her saat, her dakika nasıl kışkırttığını çok iyi biliyoruz. Bunu cezasızlık pratikleriyle ve hedef haline getiren söylemleriyle yapıyor. Yargı pratikleri cinsiyet eşitsizliğini çok fazla derinleştiriyor. Erkek egemen sistemin bir an önce son bulması ve sivil toplum örgütlerinin yürüttüğü politikaların yasaya ve devlet politikalarına dönüştürülmesi gerekirken bunun tam tersi bir pratikle karşı karşıyayız.

Karşı karşıya kaldığımız tablo çok karanlık. Katliam boyutuna varan kadın cinayetleriyle karşı karşıyayız. Ancak bunların yalnızca görünen kısmı olması da bizi korkutuyor. Şiddetin ve kadın cinayetlerinin görünmeyen bir yüzü de var. Tüm sistemin sivil toplum örgütleriyle iş birliği içinde bu mücadeleyi yürütmesi, büyütmesi ve yasal zeminde cezasızlık politikalarına son vermesi gerekiyor.”