Kürdistan Özgürlük Hareketi Üyesi Nurettin Demirtaş, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde öne çıkan diyalog ve müzakerenin yalnızca siyasi sorunların çözümünde kullanılan bir yöntem değil, toplumsal yaşamın bütün alanlarına taşınması gereken bir kültür olduğunu söyledi. “Ölme ve öldürmenin yerini yaşama ve yaşatma alacaktır” diyen Demirtaş, Önder Apo’nun baş müzakereci olarak yürüttüğü sürecin toplumsal kesimler arasında geliştirilecek diyalog ve müzakereyle güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Kürdistan Özgürlük Hareketi Üyesi Nurettin Demirtaş, şunları belirtti:
"Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde öne çıkan yöntem diyalog ve müzakere oluyor. Diyalog, insanlar arasındaki ilişkiyi tarif ediyor. Toplumsallık onun etrafında şekilleniyor. Diyalog yoksa toplumsallık olmaz. Birbirini anlama mümkün olmaz.
Ancak siyaset söz konusu olduğu zaman biraz daha anlamı derindir denilebilir. Niçin? Çünkü siyasi hedefleri, amaçları farklı olan grupların birbirleriyle ilişkisini tarif eder ve bu ilişki günlük diyalogların ötesine taşar. Amaçlar, hedefler üzerinde tartışmalar yürütülür. Ortak noktalar bulunmaya çalışılır.
‘MÜZAKEREYİ BİR KÜLTÜR HALİNE GETİRMEK İSTİYORUZ’
Bu anlamda daha derinleşmiş halidir denilebilir. Müzakere ise diyalog içerisinde özel bir konuya odaklanmak, bir konu üzerinde tartışma yürütmek ve ortak noktayı bulabilmektir. Müzakereyi bir kültür haline getirmek istiyoruz.
Diyalog ve müzakere, birbirinden farklı düşünenlerin, hatta birbirine zıt olanların birbirini anlama çabasıdır. Yakınlaşma anlama üzerinden gerçekleşir. Karşıtlık, diyalog ve müzakere olmadan giderilemez ve hep çatışma zeminine doğru kayabilir. Başkalarının emelleri devreye girebilir veya anlaşmazlık sürgit devam edebilir.
Oysa amaç sorunların çözümü ise, hele ki büyük toplumsal sorunların çözümü amaçlanıyorsa, sürekli bir diyalog ve müzakere kültürünün geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Ortadoğu’nun en çok ihtiyaç duyduğu husus budur.
‘SAVAŞ KÜLTÜRÜNDEN ÇIKIŞIN YOLU DİYALOG VE MÜZAKEREDİR’
Kapitalist sistem bütün dünyayı savaş alanına çevirmek istiyor ve merkezinde de Ortadoğu var. Bu savaş kültürünün terk edilmesi, bundan çıkışın tek yolu diyalog ve müzakeredir. Aksi halde birbirini yenme-yenilme, ölme-öldürme üzerine kurulu olan akıl ve sistem asla çözüm bulamaz.
Ama diyaloğa ve müzakereye meyleden siyasetlerin en azından ortak bir yolda buluşabilmesi mümkün olabilir. Ortak faydaların neler olduğunu bulabilmek çok iyi bir tartışmayı gerektiriyor. Diyalog olmadan, müzakere yapılmadan ne kendini anlatabilirsin ne de karşıdakini anlaman mümkün olabilir.
‘ÖLME VE ÖLDÜRMENİN YERİNİ YAŞAMA VE YAŞATMA ALACAKTIR’
Orta yolu da bulmak mümkün olmaz. Bir orta yolda uzlaşı sağlayabilmenin yöntemidir. Bunu sürekli bir yaşam kültürü haline getirirsek, ölme ve öldürmenin yerini kesinlikle yaşama ve yaşatma alacaktır.
Muazzam toplumsal zenginliklerimiz, kültürel zenginliklerimiz var. Bunları paylaşmak yerine sürekli çatışmak kimseye yarar getirmiyor. Ne topluma ne devlete herhangi bir yarar getirmiyor.
‘DİYALOG VE MÜZAKERE İNSAN HAYATININ GÜVENCESİDİR’
Bu olgunluk düzeyine varıldıktan sonra ancak diyalog ve müzakere bir anlam kazanıyor ve ona güven gelişiyor. Bu yöntem gerçekten de insan hayatının güvencesidir. Öbüründe kimin nerede ne yapacağı belli değildir. Ne zaman çatışma doğuracak, ne zaman birbirine hile ve komplo yapılacak, ne zaman katliamların önü açılacak hiç belli olmuyor.
Bunu bir topluluk için, bir sınıf mücadelesi için, sosyal mücadeleler için, gruplar arasında, dini inançlar arasında, etnisiteler arasında düşünmek gerekiyor. Dinler ve mezhepler başta olmak üzere bütün kimlikler neredeyse Ortadoğu’da çatışma ve savaş sebebi haline getirildi. Peki buna son vermenin en etkili yöntemi nedir? Elbette ki diyalog ve müzakeredir.
‘BİR ANLAŞMAYLA HER ŞEY OLUP BİTMEZ’
Bu konuda yetenekler, birikimler geliştikçe sonuç alıcı olacaktır. Elbette bir anda, bir anlaşmayla her şey olup bitmez. Birbirini anlama, yakınlaşma ve orta yolda buluşmaya vesile olabilir.
Bir orta düzey tutturabilmek, bir denge tutturabilmek bize lazım değil, biz tamamen ne istiyorsak onu yaparız, kimseyi de dinlemeyiz denilirse bugüne kadar olan budur ve çatışmadan başka bir sonuç vermiyor. Ama bir dengede buluşabilmek diyalog ve müzakere açısından bir ilkedir.
Bununla ancak ileriye gitmek mümkün olabilir. Her seferinde daha ileri adımlar atmak ve derinleştirmek mümkün olabilir. Sonuç, tümüyle çelişkilerin ortadan kalkması, kesinlikle mutlaklık içeren bir uzlaşma değildir.
‘MÜZAKERE AYNI ZAMANDA BİR MÜCADELEDİR’
Bir mücadeledir aynı zamanda. Ama çatışmadan, birbirini yok etmeye kalkmadan birbirine saygıyı ifade ediyor. Anlarsan saygılı yaklaşmayı esas alırsın. Müzakerenin ruhu bunu gerektiriyor.
Günümüzde maalesef bu ruha çok aykırı davranışlar sergileniyor. Eski çatışmacı dilde ısrar eden epey kesim var. Rencide etmeden, saygısızlığa, küfür etmeye varana kadar inanılmaz akıl dışı, insanlık dışı davranışlar sergileniyor.
Ama diyalog ve müzakere kültürü bunlarla da baş etmeyi bilen, onun sabrını, tahammülünü gösteren ve onunla mücadele ederek onu da değiştirmeyi esas alan bir ilkedir. Biz buna ilkesel yaklaşıyoruz ve bırakmayacağız. Bununla sonuç alacağımıza inanıyoruz.
‘ÖNDER APO BAŞ MÜZAKERECİ OLARAK BU SÜRECİ YÜRÜTÜYOR’
Önder Apo baş müzakereci olarak bu süreci yürütüyor. Toplum olarak da bunu esas almak, tüm toplumsal kesimlerle diyalog ve müzakere dilini geliştirmek, bu ruhu canlı tutmak, bunu bir kültüre dönüştürmek, yaşatacak, özgürleştirecek tek yoldur."