Minbic'in savaşçıları umutlu ve kararlı
Şehit Ebu Leyla Operasyonu ile Minbic kent merkezinin yüzde 90'ı özgürleştirildi. Özgürlük savaşçıları da büyük bir irade ve kararlılıkla mücadelelerini sürdürüyor.
Şehit Ebu Leyla Operasyonu ile Minbic kent merkezinin yüzde 90'ı özgürleştirildi. Özgürlük savaşçıları da büyük bir irade ve kararlılıkla mücadelelerini sürdürüyor.
Minbic'teki özgürlük savaşçılarından 50 yaşındaki İsa Muhammed Mehmed, "Bu operesyonlardan çok umutluyum. Kısa zamanda şehrin kurtulacağına, halkın evlerine döneceğine inanıyorum. Eskiden çok korktuk ama şimdi hiç korkum yok; elimden ne gelirse yapmak istiyorum. Kimin elinden ne geliyorsa yapmalı. Eli olan, gözü olan herkes silah alıp bu canilerin temizlenmesinde yer almalı" dedi.
Çimento fabrikasında çalışırken DAİŞ zulmünün ardından özgürlüğün peşine takılan Mehmed, silahıyla kentini koruyor.
'UMUTLUYUM'
Elli yaşında olmasına rağmen coşkusunun verdiği enerjiyle, aynı zamanda içerisinde yer aldığı askeri birliğin moral kaynağı. Birliğin en yaşlısı. Ama en coşkulu ve hareketlisi. Yaklaşık bir ay önce tüm şehirden fırsat bulup kaçıp özgürlük savaşçılarına sığınanlar gibi DAİŞ denetiminden kaçıp özgür alanlara yetişmiş ama yetişir yetişmez evinde çocuklarının yanında kalmamış; geri özgürlük güçlerinin yanına gelip silah istemiş ve o günden beri şehirde kendi birliğinin katıldığı tüm operasyonlara katılıyor.
Kendi dilinden yaşadığı iki buçuk yılı şöyle anlatıyor, Mehmed:
‘‘İki yıldır çetelerin denetiminde yaşamak bizim için bir zulümdü. Minbic Askeri Meclisi savaşçılarının geldiğini duyduğumuzda çok sevindik. Çetelerin denetiminde konuşamıyorduk bile. Benim ailem ve çocuklarım şimdi güvenli alanlardalar. Şehirden her çıkan çocuğu kendi çocuğummuş gibi kucaklayıp öpüyorum. Bütün çıkanlar coşkularını belli ediyorlar. Hâlâ çıkamayan, zulüm altında olan halk var. Ülkemizin üzerine çöken bu zulümden kurtulmak istiyorum, şimdi onlara karşı savaşmak şeref ve namustur. Bu operesyonlardan çok umutluyum."
'BABALARIN GÖZÜ ÖNÜNDE ÇOCUKLARIN BAŞINI KESTİLER!'
DAİŞ gözlerimizin önünde çocukların başını kesiyordu, çocuklarının başı kesilen babalar korkudan ses çıkaramıyorlardı. Benim amca oğlunun başını kestiler ama biz sesimizi bile çıkaramadık. Arabalarımızı yaktılar. Kadınlarımızı dövdüler ama biz yine de sesimizi çıkaramıyorduk. Tüm bunları Müslümanlık adına yaptılar. Bu ne biçim Müslümanlık!"
43 GÜN ZİNDANDA KALDI, ŞİMDİ ÖZGÜRLÜK SAVAŞÇISI
Cevded Ebid El Celil İbrahim de DAİŞ'in zindanlarında kaldı. Zulmün hesabını sormak için kentten kaçtı, özgürlük savaşçılarının yanına gelerek savaşmaya başladı.
Evinde bir silah bulundurduğu ihbarı üzerine DAİŞ çeteleri tarafından tutuklanan ve 43 gün zindanda kalan İbrahim, şunları anlattı:
"DAİŞ bize çok işkence etti. Onların elinde tutuklu kaldım. Yanımda silah olduğu bahanesiyle beni tutukladılar. Benden silahımı istediler hatta çok silahın var, onları ve paranı bize vereceksin, dediler. Ben de yanımda öyle bir şey olmadığını; ne silahın ne paramın olduğunu söyledim. Param olsaydı Türkiye'ye giderdim, dedim. Gerçekten de yoktu hatta onlar baskına geldiğinde evde yiyecek ekmek bile yoktu. Babam ve bir kardeşim daha önceleri öldüğü için evin bakımı benim üzerime kaldı. Evde altı kadın var ve onların bakımı benim üzerimde. Beni sabah dokuzda aldılar, işkence ettiler. Onların işkencesinden ellerim hissetmez oldu. Beni köye götürüp silahların yerini söylememi istediler. Olmayınca yine geri merkeze getirip işkence ettiler. Beş kiloluk çekici sırtıma vurdular. Askıda tuttular. 43 gün zindanda kaldım, sonra bıraktılar. Dışarı çok çıkmıyor, çoğunlukla evde kalıyordum. Bazen köye gidip ihtiyaçlarımızı karşılıyordum.’’
HALKLARIN ESKİSİ GİBİ KARDEŞÇE YAŞAMASINI İSTİYOR
DAİŞ çetelerine öfkesini bilinçle bütünleştirerek Minbic Askeri Meclisi savaşçısı olan İbrahim, Minbic özgürleştikten sonra ne yapacağına henüz karar vermedi.
"Bütün işim Minbic'in özgürlüğü olacak. Savaştan sonra Minbic'in inşasında yer almam isteniyorsa orada yer alırım, değilse çeteler üzerine yapılacak her operasyonda yer alırım" diyen İbrahim'in en büyük isteği, bu topraklardan DAİŞ zulmünün gitmesi ve halkların eskisi gibi kardeşçe yaşaması.