Önder Apo’nun 27 Şubat 2025’te yaptığı "Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı"nın ardından birçok tarihi adım atıldı. Mayıs ayında 12'nci Kongresi’ni toplayan PKK, temmuz ayında ise Güney Kürdistan’ın Süleymaniye kentindeki Casene Mağarası’nda aralarında KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bese Hozat'ın da bulunduğu 30 kişilik gerilla grubunun katılımıyla silah yakma töreni düzenledi.
Düzenlenen törende ilk olarak açıklama yapıldı, ardından da bir alana bırakılan silahlar tek tek yakıldı. Yapılan bu tarihi töreni, Kürdistan, Türkiye ve Avrupa'dan; aralarında siyasetçi, gazeteci ve avukatlarının da bulunduğu onlarca kişi takip etti. Yakılan silahlar ve envanterlerin listesi, törenin ardından barolar, ÖHD ve İHD'ye teslim edildi.
Tarihi törenin üzerinden bir yıl geçerken, bu anlara tanıklık eden avukatlar ve insan hakları temsilcileri, devamında yaşanan süreci ajansımıza değerlendirdi. Batman Barosu Başkanı Abdülhamit Çakan ile İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şube Başkanı Ercan Yılmaz, kalıcı barışın sağlanabilmesi için siyasi ve hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
'DUYGULANMAMAK ELDE DEĞİLDİ'
Batman Barosu Başkanı Abdülhamit Çakan, geçen yıl Süleymaniye'de baro başkanları, avukatlar, siyasetçiler ve gazetecilerle birlikte katıldığı silah yakma töreninin hafızasında derin izler bıraktığını belirterek, sürecin başlamasıyla birlikte büyük bir umut taşıdıklarını dile getirdi.
Sürecin ismi tam olarak konulmasa da kendilerinin bunu "çözüm süreci" ve "barış süreci" olarak değerlendirdiklerini ifade eden Çakan, "O başladığı andan itibaren biz Kürdistan'ın hukukçuları ister istemez heyecanlandık ve umutlandık. Çünkü istiyoruz ki bu ülkeye tümüyle bir demokrasi gelsin. Ülkenin tüm halklarına demokrasi gelsin" dedi.
Sürecin başlamasında rol alan aktörlere teşekkür eden Çakan, 11 Temmuz'daki törene katılmak için bölgeden altı baro başkanıyla birlikte talepte bulunduklarını ve Süleymaniye'ye gittiklerini anlattı.
Tören sırasında yaşanan atmosferin kendilerini derinden etkilediğini belirten Çakan, "Sıcak bir dönemdi. İnanın duygulanmamak mümkün değildi. Hepimiz duygulandık. Özellikle gerillaların gelişiyle beraber o duygularımız daha da coştu. Sonra konuşmalar yapıldı. Akabinde silahlar yakıldı. Evet, o umudumuza dair kıvılcım daha da arttı" ifadelerini kullandı.
'ARTIK CENAZELERİN GELMEMESİ BÜYÜK BİR KAZANIM'
Barış süreçlerinin kısa sürede sonuçlanmasının beklenmemesi gerektiğini belirten Çakan, dünyadaki örneklerin de uzun yıllara yayıldığına işaret ederek, şöyle konuştu: "Bugün en büyük kazanımımız, artık evlere cenazelerin gelmemesidir. Çünkü cenazelerin geldiği yerde insanların sözü konuşmuyor. Söz bitiyor ve bunun yerini kızgınlık ile nefret duyguları alıyor.
Biz barolar olarak, hukukçular olarak, Batman Barosu olarak en büyük amacımız bu barışın daimi olması. Elbette siyasi adımların atılmasını, buna ilişkin düzenlemelerin yapılmasını bekliyoruz. Bugün Diyarbakır'da bir araya gelmemizin nedenlerinden biri de bu sürecin takipçisi ve destekleyicisi olduğumuzu ortaya koymaktır."
'HER ŞEYE RAĞMEN UMUTLUYUZ'
Sürecin yavaş ilerlediğine yönelik eleştirilere de değinen Çakan, önceki çözüm sürecinin başarısızlıkla sonuçlanmasının toplumda temkinli bir yaklaşım oluşturduğunu söyledi.
"İyimseriz ama temkinli bir iyimserliğimiz var. Çünkü bir önceki süreçten dilimiz yandı. Akamete uğradı, bitti ve daha da sertleşti her şey" diyen Çakan, yaklaşık 40 yıldır devam eden çatışmalı ortamın etkilerinin kısa sürede ortadan kalkmasının kolay olmadığını belirterek şunları aktardı:
"40 yılı aşkın süren bir savaş ve çatışmanın ardından toplumun da bu sürece alışması zaman alacaktır. Bu noktada çerçeve yasanın bir an önce çıkması, gerekli adımların atılması gerekiyor. Ancak ben her şeye rağmen umutluyum ve umutlu olmak zorundayız. Belki geç olacak ama bu yasalar çıkacaktır. Çıkması da gerekiyor. Başka şansımız, başka yolumuz yok. Uzun vadede bu sürecin olumlu sonuçlanacağına inanıyorum."
'ÇOK GÜÇLÜ BİR İRADE KAMUOYUYLA PAYLAŞILDI'
İHD'li Ercan Yılmaz da söz konusu törenin yalnızca Türkiye kamuoyuna değil, uluslararası kamuoyuna da güçlü bir mesaj verdiğini söyledi.
Yılmaz, "1 Temmuz'daki silah yakma töreni gerçekten çok önemli bir mesaj içeriyordu. Kürt Hareketi’nin 40 yılı aşkın çatışmalı süreci sonlandırabileceğine ve barışla sonuçlandırabileceğine dair çok güçlü bir irade dünya kamuoyuyla paylaşıldı" dedi.
Yılmaz, kamuoyunda konuşulan yasal düzenlemelerin kapsamına ilişkin tartışmalara da değinerek, silahsızlanmanın belirli gruplarla sınırlandırılmasının doğru olmayacağını savundu. Yılmaz, son bir yılda yalnızca silah yakma töreninin gerçekleşmediğini, süreci doğrudan etkileyen başka önemli gelişmelerin de yaşandığını belirterek, kamuoyunda tartışılan yasal düzenlemelerin kapsamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
PKK’lilerin silahsızlanması ve sivilleşmesine ilişkin bir yasal düzenlemenin konuşulduğunu hatırlatan Yılmaz, kamuoyuna yansıyan kulis bilgilerinde düzenlemelerin yalnızca belirli grupları kapsayacağı yönündeki iddiaların kaygı verici olduğunu söyledi. İktidar ve bazı muhalefet çevrelerinde, "silahlı eyleme karışmamış" ya da örgüte son yıllarda katılmış kişilerin dönüşüne ilişkin değerlendirmelerin yapıldığını aktaran Yılmaz, bunların doğrulanmış bilgiler olmadığını ancak böyle bir yaklaşımın benimsenmesi halinde sürece zarar vereceğini ifade etti.
'BELLİ BİR GRUBUN İSMİNİN GEÇMESİ DOĞRU DEĞİL'
Silah bırakan grubun yapısına dikkat çeken Yılmaz, bunun örgütün bütün olarak silahsızlanma iradesini ortaya koyduğunu savunarak şu değerlendirmede bulundu:
"Silahlarını yakan 30 kişilik gruba baktığımızda, örgüt içerisinde farklı düzeylerden isimlerin yer aldığını görüyoruz. En üst düzey isimlerden yeni katılmış militanlara kadar farklı profiller vardı. Bu, aslında PKK militanlarının bir bütün olarak silahsızlanma ve barış iradesini ortaya koyuyor. Böyle bir profil çeşitliliği varken, dönüşlerle ilgili sadece belli bir grubun isminin geçmesini ya da ayrı bir grup oluşturulmasını doğru bulmuyoruz.
Bu aradan geçen bir yıllık sürede sadece silahlar bırakılmadı. Çok önemli farklı gelişmeler de yaşandı. PKK, Türkiye sınırları içerisinden tüm güçlerini çektiğine dair bir duyuru yaptı. Bu da Türkiye'deki meselenin artık çatışma dışı yöntemlerle, barış ve demokratik müzakere yollarıyla çözülmesi açısından çok önemli bir adımdır."
'GEREKLİ HUKUKİ KOŞULLAR SAĞLANMALI'
Kalıcı barışın sağlanabilmesi için yalnızca silahlı kişilere yönelik değil, siyasal alanda da kapsamlı adımlar atılması gerektiğini belirten Yılmaz, politik nedenlerle cezaevinde bulunanlar ile yurt dışında yaşamak zorunda kalanların durumunun da çözüme kavuşturulması gerektiğini ifade ederek şunları vurguladı: "Şu an yapılması gereken hem silahlı militanlar hem de politik nedenlerle cezaevlerinde bulunanlar, yurt dışına gitmek zorunda kalanlar ve Türkiye'ye dönmek isteyen Kürt siyasal hareketi mensupları için gerekli hukuki koşulların oluşturulmasıdır.
Bunun önüne güvenlikçi politikalarla engeller çıkarmanın sürece olumlu bir katkısı olmayacağını ifade etmek istiyoruz. Bütünlükçü, kapsamlı ve bütün militanları kapsayacak çalışmaların bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor."