'Sürece duyulan güvenin temelinde Sayın Öcalan’ın özgürlüğü ve kalıcı barış yatıyor'

DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu Eş Sözcüsü Canan Kebenç Özkan :“Temel mesele Sayın Öcalan'ın özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşması ve kalıcı barışın sağlanmasıdır. Sürece duyulacak güvenin temelinde de bu yatıyor.”

CANAN KEBENÇ ÖZKAN

DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu Eşsözcüsü Canan Kebenç Özkan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci, yerel yönetimlerin sürece yaklaşımı, komünal yaşam ile Önder Apo'nun statüsü ve konumuna ilişkin ANF'ye değerlendirmelerde bulundu.

Canan Kebenç Özkan, 27 Şubat'ta Önder Apo’nun yaptığı Barış ve Demokratik Toplum çağrısıyla çatışmalı sürecin yeni bir aşamaya evrildiğini belirterek, Kürt sorununun çatışmalı yöntemlerden ziyade barışçıl yollarla, demokratik zeminde ve demokratik siyaset aracılığıyla çözülmesi gereken bir süreç içerisinde olunduğunu söyledi.

Bir yandan toplumun değişip dönüşerek kendini demokratik bir zeminde yeniden inşa ettiği, diğer yandan devletin topluma ve demokrasiye daha duyarlı hâle geldiği bir dönemden geçildiğini belirten Canan Kebenç Özkan, süreçte yer yer tıkanıklıklar yaşandığına dikkat çekti.

‘ÖNDER APO'NUN ROLÜ HAYATİ’

Kritik bir aşamada olan süreçte Önder Apo’nun rolünün görmezden gelinemeyeceğini belirten Canan Kebenç Özkan, “Önder Apo’nun rolünün hakkını vermek gerekiyor” diyerek şunları kaydetti:

“Bu süreçte Önder Apo'nun hayati rolü kesinlikle görmezden gelinemez. Rolünün hakkını vermek gerekiyor. Bununla birlikte Kürdistan sahasında toplumun süreçle ilgili çok ciddi beklentileri var. Kalıcı bir barışın ve demokratik bir zeminin oluşmasına yönelik güçlü bir toplumsal beklenti söz konusu.”

‘ÖNDER APO’NUN SESİNİN TÜRKİYE KAMUOYUNA ULAŞMASI GEREKİYOR’

Sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi, nihai sonuca ulaşabilmesi, kalıcı barışın sağlanabilmesi ve demokratik toplumun inşa edilebilmesi için Önder Apo’nun sesinin Türkiye kamuoyuna ulaşabilmesi gerektiğinin altını çizen Canan Kebenç Özkan, şunları aktardı:

“Hepimizin parçası olduğu bu sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi, nihai sonuca ulaşabilmesi, kalıcı barışın sağlanabilmesi ve demokratik toplumun inşa edilebilmesi için Önder Apo'nun rolü hayati önem taşıyor. Öncelikle Önder Apo'nun sesinin Türkiye kamuoyuna ulaşabilmesi gerekiyor. Gazeteciler, aydınlar ve sivil toplum kuruluşlarıyla görüşebilmesi; çatışmasızlık süreci ilerlerken yasanın uygulanmasına olanak sağlayacak şekilde kendi örgütüyle ilişki kurabilmesi gerekiyor.

Bu nedenle Önder Apo'nun bir an önce özgür yaşar ve özgür çalışır koşullara kavuşması, sürecin doğrudan içinde yer alması ve süreci yönetebilmesi gerekiyor. Özellikle barış, silahsızlanma ve strateji koordinasyonu açısından bu rolün kendisi tarafından yürütülmesi gerektiğini düşünüyoruz.”

‘HALKIN SÜRECE OLAN GÜVENİNİN TEMEL UNSURLARINDAN BİRİ ÖNDER APO’NUN ÖZGÜRLÜĞÜ’

Halkın artık Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün sağlanması gerektiğini ve bunu sürece olan güvenin en önemli unsurlarından biri olarak gördüğünü ifade eden Canan Kebenç Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sürecin gereğinden fazla zamana yayılarak yeniden akamete uğramaması için yetkililerin de derhâl harekete geçmesi gerekiyor. Bizler de yerel yönetimler olarak partimizin örgütlediği eylem ve etkinliklerin katılımcısı ve örgütleyicisi olmaya devam ediyoruz. Ancak halkla yaptığımız toplantılarda ve çalışmalarda gördüğümüz temel talep de çok açık: Halk, Önder Apo'yu özgür görmek istiyor. Çünkü bunun sürece duyulan güvenin temel unsurlarından biri olduğunu düşünüyor.”

‘HALKIN TEMEL BEKLENTİSİ KALICI BARIŞ VE ÖNDER APO’NUN ÖZGÜRLÜĞÜ’

Halkın süreçteki en temel beklentisinin barışın kalıcılaşması olduğunu belirten Canan Kebenç Özkan, bunun temel koşullarından birinin de Önder Apo’nun özgürlüğü olduğunun altını çizerek şunları kaydetti:

“Halkın süreçteki en temel beklentisi barışın kalıcılaşması. Bunun temel koşullarından biri de Önder Apo'nun özgürlüğü. Bunun yanı sıra toplumun demokratik biçimde yeniden inşa edilmesi ve devletin toplumun ve yerelin demokrasi anlayışına duyarlı hâle gelmesi isteniyor. Kürdistan'da halk kendi diliyle, diniyle ve inancıyla özgür ve eşit bir yurttaş olarak yaşamak istiyor. Türk, Arap, Süryani ve Alevi halklarıyla birlikte eşit yurttaşlık temelinde, kardeşçe bir yaşam talep ediyor.

Yerel demokrasinin güçlendirilmesi de halkın temel beklentilerinden biri. Devletin yerel demokrasiye daha duyarlı hâle gelmesi, merkez ile yerel arasındaki çatışmanın ortadan kaldırılması ve yerelin kendi kendini yönetebilmesi isteniyor. Politik açıdan temel mesele, Önder Apo'nun özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşması ve kalıcı barışın sağlanmasıdır. Sürece duyulacak güvenin temelinde de bu yatıyor.”

‘KAYYUM, HALKIN İRADESİNİN GASP EDİLMESİDİR’

Demokratik bir süreç işleyecekse yerelde halk iradesinin tecelli etmesi gerektiğini vurgulayan Canan Kebenç Özkan, kayyum uygulamasının yalnızca belediyelere atanan yöneticilerle ilgili bir mesele olmadığını dile getirerek şu ifadeleri kullandı:

“Demokratik bir süreç işleyecekse yerelde halk iradesinin tecelli etmesi şart. Kayyum yalnızca bir belediyeye atanmış bir yönetici meselesi değil, halkın iradesinin yok sayılması ve gasp edilmesi meselesidir. Bu nedenle kayyumlara ilişkin tutumumuz nettir.

Kayyum uygulamalarının toplumun sürece olan inancını ve güvenini de ciddi biçimde zedelediğini gördük. Bu nedenle yaptığımız açıklamalarda kayyumların derhâl geri çekilmesini talep ettik. İlk etapta İçişleri Bakanlığı'nın kayyumların görev sürelerini uzatmaması gibi idari tasarruflar kısa vadede olumlu sonuç doğurabilir. Ancak kalıcı bir çözüm için kayyum uygulamasının hukuki dayanağı olan 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 45 ve 46'ncı maddeleri ile buna dayanak yapılan 674 sayılı KHK'nin kaldırılması gerekiyor.”

Bu doğrultuda demokratik mücadele, eylem ve etkinlik hattını sürdürdüklerini aktaran Canan Kebenç Özkan, açıklamalar, talepler ve diplomatik görüşmeler yoluyla her zeminde kayyumların geri çekilmesini ve kayyum uygulamasının hukuki dayanaklarının ortadan kaldırılmasını talep ettiklerini belirtti.

‘KÜRDİSTAN'DA CİDDİ BİR EKOLOJİK TAHRİBAT YARATILIYOR’

Kürdistan coğrafyasının çatışmalı süreç boyunca HES'ler ve barajlar nedeniyle ciddi bir yıkıma uğradığını ifade eden Canan Kebenç Özkan, şunları dile getirdi:

“Kürdistan coğrafyası, çatışmalı süreç boyunca HES'ler ve barajlar nedeniyle ciddi bir yıkıma uğradı. Çatışmasızlık sürecinin de etkisiyle sermaye gruplarının kendi kârlarını büyütmek amacıyla bölgede yeni bir talan ve yağma sürecine yöneldiğini görüyoruz. HES'ler, GES'ler, kaya gazı ve siyanürlü altın arama faaliyetleri, ağaç kesimleri ve maden çalışmaları Türkiye'nin birçok kentinde olduğu gibi Kürdistan'da da ciddi bir ekolojik tahribata yol açıyor.

Biz bu politikalara karşı demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü bir yerel yönetim anlayışıyla hareket ediyoruz. Yerel ekoloji örgütleri, ekoloji hareketleri ve partimizin ekoloji komisyonuyla birlikte çeşitli çalışmalar yürütüyor, mücadele hattımızı büyütüyoruz.”

Yerel ekoloji örgütleri, ekoloji hareketleri ve partilerinin ekoloji komisyonuyla birlikte çeşitli çalışmalar yürüttüklerini belirten Canan Kebenç Özkan, mücadele hattını büyüttüklerinin altını çizdi.

‘DOĞANIN YAĞMASI HALKIN YAŞAMINA MÜDAHALEDİR’

İhtiyaca göre bilinçlendirme ve farkındalık çalışmaları yaptıklarını, halk toplantıları düzenlediklerini ve yerel halkla birlikte çözüm arayışları geliştirdiklerini belirten Canan Kebenç Özkan, şunları dile getirdi:

“Doğanın yağması yalnızca doğanın tahrip edilmesi anlamına gelmiyor; o bölgede yaşayan insanların yaşamına, toprağına, suyuna ve geleceğine de müdahale anlamına geliyor. Bu nedenle yerel halkla birlikte çeşitli tartışmalar ve eylemler örgütlüyoruz. Besta'da ağaç kıyımına karşı gerçekleştirilen nöbetin örgütleyicilerinden biri olduk. Varto'daki eylemi destekledik.

Yakın zamanda da Diyadin'de ‘Toprağıma sahip çıkıyorum’ adı altında bir ekoloji mitingi gerçekleştirdik. Mücadelemiz yalnızca demokratik, fiilî ve meşru eylemlerle sınırlı değil. Belediyelerimiz aracılığıyla hukuki süreçleri de işletiyor ve bu süreçlerin takipçisi oluyoruz.”

KOMÜN VE YEREL YÖNETİM ANLAYIŞI

Komünü en temel hâliyle bir halkın, toplumun ya da topluluğun kendi kendini yönetmesi olarak tarif eden Canan Kebenç Özkan, bunun kişinin ve toplumun kendi yaşamında özne olması, ihtiyaçları, sorunları ve çözüm mekanizmaları konusunda doğrudan söz sahibi olması anlamına geldiğini aktardı.

Belediyeleri merkezi iktidarın veya merkezi devlet yapılanmasının bir mikro aygıtı olarak görmediklerini belirten Canan Kebenç Özkan, “Belediyeler komündür” derken bunu kastettiklerini ifade etti.

Merkezi iktidarın halk adına tepeden karar alan mekanizmalarının Ortadoğu toplumuna, Türkiye ve Kürdistan halklarına dar geldiğini uzun süredir ifade ettiklerini belirten Canan Kebenç Özkan, belediyelerin mikro devletlere dönüşmesi yerine halkın kendi kendini yönettiği mekanizmalar hâline gelmesini savunduklarını söyledi.

Bunun yollarını ve yöntemlerini geliştirmeye çalıştıklarını belirten Canan Kebenç Özkan, halkın ihtiyaçlarının belirlenmesinden sorunların çözümüne, demokratik taleplerden anadilde eğitime, kültürel haklardan sağlıklı kent yaşamına, altyapı çalışmalarından madde bağımlılığıyla mücadeleye, gençlik ve kadın politikalarından diğer toplumsal ihtiyaçlara kadar her alanda halkın doğrudan özne olması gerektiğini dile getirdi.

Bu anlayışla belediyelerin düzenli olarak halk ve mahalle toplantıları gerçekleştirdiğini belirten Canan Kebenç Canan Kebenç Özkan, mahallelerde ihtiyaçların, taleplerin ve beklentilerin doğrudan halk tarafından belirlenmesini, çözüm önerilerinin de yine halk tarafından geliştirilmesini esas alan bir belediye modeli üzerinde çalıştıklarını hatırlattı.

KATILIMCI BÜTÇE UYGULAMASI

Katılımcı bütçe uygulamasının bu anlayışın önemli ayaklarından biri olduğunu dile getiren Canan Kebenç Özkan, geçen yıl Wan'da başlattıkları, bu yıl ise Agirî, Digor ve Halfeli beldelerinde sürdürdükleri çalışmalarla mahallelerin bütçe oluşturma süreçlerine doğrudan katılmasını sağladıklarını ifade etti.

Mahalle halkının kendi ihtiyaçlarını belirlediğini, kadın, çocuk, genç ve yaşlıların katılımıyla hangi ihtiyaçların öncelikli olduğuna birlikte karar verildiğini belirten Canan Kebenç Özkan, böylece bütçenin yalnızca mali bir metin olmaktan çıkıp belediyenin politik yönelimini ve toplumun önceliklerini yansıtan demokratik bir mekanizmaya dönüştüğünü söyledi.

Komünal yönetim anlayışının önemli başlıklarından birinin de yoksullukla mücadele olduğunu hatırlatan Canan Kebenç Özkan, Kürdistan'ın en temel sorunlarından biri olan ağır ve kalıcı yoksulluğa karşı ekoekonomi politikaları çerçevesinde kooperatifler oluşturulması için çalışmalar yürüttüklerini sözlerine ekledi.

Kadın ekonomisini güçlendirmek amacıyla komün bostanlarının da bu çalışmaların bir parçası olduğunu belirten Canan Kebenç Özkan, bunun yanı sıra sosyal, kültürel ve anadil ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar yaptıklarını ifade etti.

Kadınların, gençlerin ve engellilerin taleplerini doğrudan kendileriyle tartışarak çalışmalar yürüttüklerini hatırlatan DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu Eşsözcüsü Canan Kebenç Canan Kebenç Özkan, komünü aynı zamanda meclislerin, kent konseylerinin, emek ve meslek örgütlerinin ve diğer yerel yapıların dâhil olduğu ortak bir yönetim mekanizması olarak ele aldıklarını söyledi.