Kürt Konferansı’nın 20. yılında 20 talep

EUTCC Konferanslarının 20. yılında düzenlenen Kürt Konferansı, barış ve demokrasi için 20 taleple sonuçlandı.

14–15 Ekim tarihlerinde Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu Avrupa Birliği Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC) tarafından Sol Grup, Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı (GREENS/EFA) ve Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifakı (S&D) ile iş birliği 20’nci konferans düzenlendi. 

“Avrupa Birliği, Türkiye, Orta Doğu ve Kürtler” konulu yıllık uluslararası konferansın sonuç bildirgesinde konferansın başarıyla gerçekleştirildiği vurgulandı. 

Bildirgede “20. EUTCC Konferansı, demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, Kürt sorununun barışçıl çözümü ve Türkiye'nin Avrupa'daki geleceği için yirmi yıldır kesintisiz sürdürülen çalışmaları değerlendiriyor” ifadeleri kullanıldı. 

Bildirgede devamla şunlar belirtildi: “2004 yılında Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım sürecini eleştirel bir bakışla izlemek amacıyla kurulan EUTCC'nin misyonu, aradan geçen yirmi yıla rağmen bugün de önemini koruyor.

Konferans, Türkiye'nin hâlâ temel bir demokratik tercihle karşı karşıya olduğunu vurguluyor. Aynı zamanda silahlı çatışmayı sona erdirmeyi ve Kürt sorununa siyasi bir çözüm bulmayı amaçlayan mevcut süreç tarihî bir fırsat sunuyor. Abdullah Öcalan'ın Şubat 2025'te yaptığı açıklama, ardından PKK'nin feshi etrafında yaşanan gelişmeler ve demokratik toplum çağrısı yeni bir perspektifin önünü açtı.”

BARIŞ VE DEMOKRASİ İÇİN 20 TALEP

Bu nedenle EUTCC; Avrupa Birliği'ni, üye devletlerini, Avrupa Konseyi'ni ve Türkiye'deki kurumları aşağıdaki 20 adımı hayata geçirmeye çağırdı:

1. Siyasi diyalog yoluyla barış: Barış süreci demokratik ve hukuki güvencelere dayalı bir temelde sürdürülmelidir.

2. İmralı'daki tecride son verilmesi: Abdullah Öcalan'a kısıtlamasız erişim güvence altına alınmalıdır.

3. Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü: Abdullah Öcalan'a temel siyasi, hukuki ve iletişim hakları gecikmeksizin tanınmalıdır. Barış sürecine özgürce katılabilmesi, sürecin başarısı açısından merkezi öneme sahiptir.

4. AİHM kararlarının uygulanması: Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ilgili bütün kararlarını, umut hakkı da dâhil olmak üzere, eksiksiz ve gecikmeksizin uygulamalıdır.

5. PKK'nin AB terör örgütleri listesinden çıkarılması: Sürdürülebilir bir barış sürecini güçlendirmek amacıyla Avrupa Birliği, PKK'nin terör örgütleri listesine alınmasını yeniden değerlendirmeli ve örgütü listeden çıkarmalıdır.

6. Barış sürecinin hukuki temellerinin oluşturulması: Türkiye hükümeti ve parlamentosu, kalıcı bir siyasi çözüm için gerekli hukuki ve anayasal koşulları derhâl oluşturmalıdır.

7. Siyasi tutukluların serbest bırakılması: Siyasi faaliyetleri, gazetecilik çalışmaları veya insan hakları savunuculuğu nedeniyle kovuşturmaya uğrayan ve hapsedilen herkes serbest bırakılmalıdır.

8. Demokratik partilerin korunması: Siyasi örgütlenme ve parlamentoda temsil edilme hakkı güvence altına alınmalıdır. Partiler yasaklar, ceza soruşturmaları veya idari tedbirler yoluyla siyaset alanının dışına itilmeye zorlanmamalıdır.

9. Devlet tarafından kayyum atanmasına son verilmesi: Demokratik yollarla seçilmiş belediye başkanları görevlerini özgürce yerine getirebilmelidir. Sistematik kayyum uygulamasına son verilmelidir.

10. Hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi: Yargı bağımsızlığı, adil yargılanma hakkı, kuvvetler ayrılığı ile savcılıkların ve mahkemelerin bağımsızlığı yeniden tesis edilmelidir.

11. Demokratik anayasa reformu: Türkiye'nin bütün vatandaşların eşitliğini, toplumun çoğulculuğunu ve tüm toplumsal kesimlerin siyasi, kültürel ve dilsel haklarını güvence altına alan yeni bir demokratik toplumsal sözleşmeye ihtiyacı vardır.

12. Kürtlerin eşit haklara sahip yurttaşlar olarak tanınması: Kürt kimliği, dili ve kültürü bütünüyle tanınmalı ve korunmalıdır. Kürt sorununun kalıcı çözümü ancak eşitlik temelinde mümkün olabilir.

13. Barışın öznesi olarak kadınlar: Kadınlar, barış ve demokratikleşme sürecinin bütün aşamalarına eşit koşullarda katılmalıdır. Konferans, özellikle bölgedeki demokrasi ve barış hareketlerinde Kürt kadınlarının oynadığı merkezi rolü vurgulamaktadır.

14. Sivil toplumun ve medyanın korunması: Gazeteciler, akademisyenler, insan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşları devlet baskısından uzak biçimde çalışmalarını sürdürebilmelidir.

15. Sınır ötesindeki askerî varlığa son verilmesi: Türkiye, Suriye'deki ve Irak Kürdistan Bölgesi'ndeki askerî varlığına son vermeli ve uluslararası hukuka bütünüyle saygı göstermelidir.

16. Suriye için demokratik çözüm: Avrupa Birliği, Suriye'nin gelecekteki siyasi düzeninde çoğulculuğu ve toplumun bütün kesimlerinin katılımını tanıyan ve güvence altına alan bir siyasi süreci desteklemelidir.

17. Kürtlerin siyasi aktörler olarak tanınması: Avrupa Birliği ve üye devletleri, Orta Doğu'da barış ve istikrar arayışında Kürtleri ve siyasi temsilcilerini meşru aktörler olarak sürece dâhil etmelidir.

18. Türkiye'ye yönelik yeni bir Avrupa politikası: Avrupa Birliği; göç, ticaret, güvenlik veya enerji gibi stratejik çıkarları demokrasi ve insan haklarının önüne koymamalıdır. Türkiye ile ilişkiler, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve demokratik katılım alanlarında somut ilerleme sağlanması koşuluna bağlanmalıdır.

19. Avrupa perspektifinin açık tutulması: EUTCC, Türkiye'nin demokratik bir Avrupa geleceğine sahip olmasını temel olarak desteklediğini yeniden teyit etmektedir. Güvenilir bir AB üyelik perspektifi; reform, barış ve demokratikleşme için önemli bir kaldıraç olmaya devam etmektedir.

20. Avrupa'nın barış ve demokrasiye desteği: EUTCC, 20. kuruluş yıl dönümü vesilesiyle Avrupa Birliği'ni ve Avrupa Konseyi'ni Türkiye'de ve Orta Doğu'da barış, demokrasi ve hukukun üstünlüğü için kapsamlı bir uluslararası girişimi desteklemeye çağırmaktadır.

GELECEĞE YÖNELİK BİR TAAHHÜT

EUTCC,  yirmi yıl önce kurulmasına temel oluşturan inanç ve kararlılığın, bugün de önemini koruduğunu vurgulayarak, şunları ifade etti:

“Günümüzün tarihî koşulları yeni bir fırsat sunuyor: On yıllardır devam eden çatışmaların yerini bir barış ve demokratik dönüşüm süreci alabilir. Bunun için Türkiye'de siyasi cesarete, Avrupa Birliği'nin ise etkin, güvenilir ve ilkelerine bağlı bir tutum sergilemesine ihtiyaç vardır.

Bu nedenle 20. EUTCC Konferansı, Türkiye'deki, Avrupa'daki ve Orta Doğu'daki bütün demokratik güçleri bu tarihi fırsatı birlikte değerlendirmeye çağırmaktadır.

Barış diyalog gerektirir. Demokrasi özgürlük gerektirir.”